Nöroblog | Rüya Toplayan Adam ve Freud’a itirazı
257
single,single-post,postid-257,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-3.4,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12.1,vc_responsive
 

Rüya Toplayan Adam ve Freud’a itirazı

Rüya Toplayan Adam ve Freud’a itirazı

Yaşadığımız, gördüğümüz şeyleri bile çoğunlukla yanlış hatırlıyorken rüyaları bilimsel bir konu olarak nasıl çalışabiliriz?

Rüyaların her yönüyle bu kadar gizemli olması ve sinirbilimin çeşitli dallarındaki insanlar tarafından bu kadar çok sevilmesinin nedeni biraz da hakkında rahat spekülasyon yapılması olabilir mi?
Freud’un rüyalarla ilişkisini, onlara yaklaşımını sinirbilimle az çok teması olmuş herkes bilir. Freud için rüyalar gerçeğe açılan gizli kapılardır, rüyalardaki her bir nesne ve olay doğru yorumlandıklarında bizi hakikatlere ulaştırabilecek sembollerdir. Rüya asla sadece rüya değildir. Freud’un rüyalara dair yorumlarını basitleştirmeme kızgınlıklarını duyar gibi olduğum Freudyenlere bir salvo daha savurmak isterim:
“20. yüzyıl sinirbiliminin rüyalar konusunda söyledikleri Freud’u yalanlıyor.”

Rüyasında ne gördüğünü hiç bilemeyeceğiz.

Rüyasında ne gördüğünü hiç bilemeyeceğiz.

Bu doğal bir süreç aslında. Freud’un rüyalar konusunda çalışmalar yaptığı dönem ile bugünkü bilimsel araştırma anlayışımız ve imkanlarımız arasında ciddi fark var. Freud bugün yaşasaydı beynin içine psikiyatr koltuğu yerine MR görüntülemeyle bakmayı tercih ederdi.

Geçtiğimiz yüzyıl sinirbiliminin rüyalar konusunda söylediklerinden bahsederken en başta gelen isimlerden biri başlıktaki kişi, “rüya toplayan adam” a.k.a. Calvin S. Hall.
Tam adıyla Calvin Springer Hall Junior profesyonel yaşantısına Sigismund Schlomo Freud’un ölümünden sonrasına denk gelen 1940’li yıllardan başlayarak saha avantajı elde eden bir psikolog. 1940’li yıllar Freud’un açtığı yoldan devam eden rüya araştırmaları için altın dönemin sonları. Hall bu dönemin öne çıkan psikologlarından biri.
Calvin Bey zamanının ötesinde bir insan olarak veri toplamaya ve işlemeye çok değer veren biri. 40 yıla yakın süren kariyeri boyunca farklı cinsiyet, yaş ve sosyal statüdeki insanlardan rüyalar topluyor, bu verileri işleyerek makaleler yazıyor. Üniversite öğrencilerinden başladığı işi çocuklara, erişkinlere, rüya günlüğü tutan insanların rüya günlüklerine kadar götürüyor ve bulabildiği her rüyayı kendi sınıflandırmasına göre kaydediyor. Kariyerinin sonunda elinde 50 binin üzerinde ayrıntılı olarak kaydedilmiş ve sınıflandırılmış rüya var. Bilgisayarların olmadığı bir dönemde bu rüyaları kaydetmek, sınıflandırmak ve bu veriyi işlemek nasıl bir derttir sorusunu bir kenara bırakıp hazretin bu rüyalardan çıkardığı sonuçlara ve Sigismund Bey’e itirazına geçelim.
Hall’in rüya çalışmalarının önemli bir kısmı “patern (örüntü) tanıma” üzerine. Benzer sosyoekonomik katmandaki benzer sorunlar yaşayan insanların benzer rüyalar görüp görmediğine, belli döngülerin tekrar edip etmediğine odaklanıyor. Benzeri bir şekilde varsaydığı örüntülerin doğruluğunu denemek için rüyaların tahmin edilebilirliği üzerine çalışıyor.

Hall’a göre rüyalar çoğunlukla gizli sembollerle çevrili değil; aksine dolambaçsız ve anlaşılır. Hatta yeterince veri olduğunda çoğu rüya tahmin edilebilir. Örneğin bir erkeğin tanımadığı başka bir erkeği gördüğü bir rüya hemen her zaman tanınmayan erkeğin saldırganlığı temasını işler. Erişkinler rüyalarında çoğunlukla tanıdıkları diğer erişkinleri görürken, çocuklar hayvanları rüyalarına konuk ederler. Erkeklerin rüyalarındaki her dört karakterden üçü erkekken kadınlarda bu oran yarı yarıyadır. Çoğu rüya, gören kişinin evinde ya da işyerinde geçer, rüyada başka bir yere gidiliyorsa yürüyerek ya da arabayla gidilir. Ve tahmin edileceği üzere üniversite öğrencileri diğer kişilerden çok daha sık cinsellik içerikli rüyalar görürler.

261218046_fec3cd186c_o
Uzun lafın kısası, 40 yıllık deneyim ve 50 binden fazla rüyanın işlenmesi sonucu Hall’in vardığı sonuç Freud’dan epey farklı. İnsanlar rüyalarında Alice’in harikalar diyarına gitmiyorlar, çoğunlukla sıkıcı günlük hayatlarına dair meseleleri fiziksel olmayan bir sahnede yaşamaya devam ediyorlar. Mordor’da Sauron’la savaşanlar var, ama bunlar zaten günlük hayatlarında da 16 saat Yüzüklerin Efendisi izleyen kişiler, kalan 8 saatte fazla mesaiye devam ediyorlar.

Calvin S. Hall’un Freud’a itirazı sadece bir başlangıçtı, ama güçlü bir başlangıç. 20. yüzyıl sinirbilimi başka herhangi bir konuda olduğu gibi rüyaların da sadece bireysel örneklerle, “case report”larla açıklanamayacağını, daha isabetli açıklamalar ve iddialar için daha güçlü kanıtlar ve yüklü miktarda veriye sahip olmamız gerektiğini işaret etti. Hall’un çalışmaları doğru yönde atılan bir adımdı, rüyalar konusunda şu anda geldiğimiz nokta elbette Hall’dan da farklı bir yerde, ama o geldiğimiz noktanın temelini atan isimlerden biri oldu.

Hall kişisel olarak da iyi bir tahminci: Etrafındaki insanların rüyalarında kimi gördüklerini söylemeleri halinde rüyalarına dair şaşırtıcı derecede iyi tahminler yapabiliyor. Tüm bunları okuduktan ve Hall’in 50 binin üzerinde rüyayla keşfettiği örüntüleri düşündükten sonra bu özelliğini duymak sanırım o kadar da şaşırtıcı olmuyor.

Son olarak, Hall gibi önemli bir psikoloğun rüyalarla başlayan yolculuğuna kariyerinin ortasına doğru davranış genetiğiyle devam etmesi psikolojinin 20. yüzyıl rotasına dair ilginç bir şeyler söylüyor sanırım.
Yazıyı beğendiyseniz aşağıdaki butonlar aracılığıyla paylaşabilir, bizi twitterdan takip edebilir,  bir arkadaşınıza “bak bunu sen de beğenebilirsin” diyebilirsiniz.

Flickr fotograflari icin 1 ve 2.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.