Rüya Toplayan Adam ve Freud’a itirazı

Rüya

Günlük hayatta yaşadığımız ve gördüğümüz şeyleri bile çoğunlukla yanlış hatırlıyorken, rüyaları bilimsel bir konu olarak nasıl çalışabiliriz?

Rüya bilimsel olarak çalışılması çok zor bir konu. Rüyaları kaydetmek yönünde çabalar var, ancak şimdilik bu teknolojinin çok uzağındayız. Bilimsel bir konu olarak çalışması zor olsa da, rüyalardan bahsetmeyi ve onları yorumlamayı çok seviyoruz.

Rüyaların her yönüyle bu kadar gizemli olması ve sinirbilimin çeşitli dallarındaki insanlar tarafından bu kadar çok sevilmesinin nedeni biraz da hakkında rahat spekülasyon yapılabilmesi olabilir mi?

Freud’un rüyalara yaklaşımını psikolojiyle az çok teması olmuş hemen herkes bilir. Freud’a göre rüyalar gerçeğe açılan gizli kapılardır, rüyalardaki her bir nesne ve olay doğru yorumlandıklarında bizi hakikate ulaştırabilecek sembollerdir. Rüya asla sadece rüya değildir.

Freud’un rüyalara dair yorumlarını basitleştirmeme kızgınlıklarını duyar gibi olduğum Freudyenlere bir salvo daha savurmak isterim:
“Sinirbilim Freud’u yalanlıyor.”

Rüyasında ne gördüğünü hiç bilemeyeceğiz.
Rüyasında ne gördüğünü hiç bilemeyeceğiz.

Bu aslında gayet doğal bir durum. Freud’un rüyalar konusunda çalışmalar yaptığı dönem ile bugünkü bilimsel araştırma anlayışımız ve imkanlarımız arasında ciddi farklar var. Freud bugün yaşasaydı, beynin içine muhtemelen psikiyatr koltuğu yerine MR görüntülemeyle bakmayı tercih ederdi.

20. yüzyıl sinirbiliminin rüyalar konusunda söylediklerinden bahsederken en başta gelen isimlerden biri başlıktaki kişi, “rüya toplayan adam” Calvin S. Hall.

Calvin Springer Hall Junior profesyonel yaşantısına Sigmund Freud’un ölümünden sonrasına denk gelen 1940’li yıllardan başlayan bir psikolog. 1940’li yıllar Freud’un açtığı yoldan devam eden rüya araştırmaları için altın dönemin sonları. Hall bu dönemin öne çıkan psikologlarından biri.

Calvin Hall zamanının ötesinde bir insan olarak veri toplamaya ve işlemeye çok değer veren biri. 40 yıla yakın süren kariyeri boyunca farklı cinsiyet, yaş ve sosyal statüdeki insanlardan rüyalar topluyor, bu verileri işleyerek makaleler yazıyor. Üniversite öğrencilerinden başladığı işi çocuklara, yaşlılara, rüya günlüğü tutan insanların rüya günlüklerine kadar götürüyor ve bulabildiği her rüyayı kendi sınıflandırmasına göre kaydediyor.

Kariyerinin sonunda elinde 50 binin üzerinde ayrıntılı olarak kaydedilmiş ve sınıflandırılmış rüya var. Bilgisayarların olmadığı bir dönemde bu rüyaları kaydetmek, sınıflandırmak ve bu veriyi işlemek nasıl bir derttir sorusunu bir kenara bırakıp Hall’un bu rüyalardan çıkardığı sonuçlara ve Sigmund Freud’a itirazına geçelim.

Hall’in rüya çalışmalarının önemli bir kısmı “örüntü tanıma” üzerine. Benzer sosyoekonomik katmanlardaki benzer sorunlar yaşayan insanların benzer rüyalar görüp görmediğine, bu rüyalarda belli örüntülerin tekrar edip etmediğine odaklanıyor. Benzeri bir şekilde, varsaydığı örüntülerin doğruluğunu denemek için rüyaların tahmin edilebilirliği üzerine çalışıyor.

Binlerce rüyayı kaydeden ve değerlendiren Hall’un rüyalar hakkında ulaştığı sonuç, rüyaları insanın bilinçaltına açılan kapılar gibi gören Freud’dan epey farklıHall’a göre rüyalar çoğunlukla gizli sembollerle çevrili değil; aksine dolambaçsız ve anlaşılır. Hatta yeterince veri olduğunda çoğu rüya tahmin edilebilir.

Örneğin bir erkeğin tanımadığı başka bir erkeği gördüğü bir rüya hemen her zaman tanınmayan erkeğin saldırganlığı temasını işler. Erişkinler rüyalarında çoğunlukla tanıdıkları diğer erişkinleri görürken, çocuklar rüyalarına hayvanları konuk ederler. Erkeklerin rüyalarındaki her dört karakterden üçü erkekken kadınlarda bu oran yarı yarıyadır. Çoğu rüya, gören kişinin evinde ya da işyerinde geçer. Ve tahmin edileceği üzere üniversite öğrencileri diğer kişilerden çok daha sık cinsellik içerikli rüyalar görürler.

Hall’a göre rüyalar bize bir insanla ilgili bilmediğimiz hiçbir yeni bilgi vermiyor, sadece o insanın zihnini hangi temalarla meşgul ettiğini gösteriyor.

261218046_fec3cd186c_o
Uzun lafın kısası, 40 yıllık deneyim ve 50 binden fazla rüyanın işlenmesi sonucu Hall’in vardığı sonuç Freud’dan epey farklı. İnsanlar rüyalarında Alice’in harikalar diyarına gitmiyorlar, çoğunlukla sıkıcı günlük hayatlarına dair meseleleri fiziksel olmayan bir sahnede yaşamaya devam ediyorlar. Mordor’da Sauron’la savaşanlar var, ama bunlar zaten günlük hayatlarında da 16 saat Yüzüklerin Efendisi izleyen kişiler, kalan 8 saatte fazla mesaiye devam ediyorlar.

Calvin S. Hall’un Freud’a itirazı sadece bir başlangıçtı, ama güçlü bir başlangıç.

20. yüzyıl sinirbilimi bize, her konu gibi rüya konusunun da sadece bireysel örneklerle ve tekil vakalarla açıklanamayacağını, daha isabetli açıklamalar ve iddialar için yüklü miktarda veriye sahip olmamız gerektiğini işaret etti. Hall’un çalışmaları doğru yönde atılan bir adımdı. Rüyalar konusunda bugün geldiğimiz nokta elbette Hall’dan da farklı, ancak bu yolun temelini atan isimlerden biri Calvin S. Hall oldu.

Hall kişisel olarak da iyi bir tahminci: Etrafındaki insanların rüyalarında kimi gördüklerini söylemeleri halinde rüyalarına dair şaşırtıcı derecede iyi tahminler yapabilmesiyle tanınıyor. 

Son olarak, Hall gibi önemli bir psikoloğun rüyalarla başlayan yolculuğuna kariyerinin ortasına doğru davranış genetiği alanında devam etmesi psikolojinin 20. yüzyıl rotasına dair ilginç bir şeyler söylüyor.

Fotoğraflar Flickr.com / 1 ve 2

Kapak görseli Freepik.com

***

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.