Nöroblog | Blue Brain Project (BBP) / Dijital Neokorteks ne vaat ediyor?
324
single,single-post,postid-324,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-3.4,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12.1,vc_responsive
 

Blue Brain Project (BBP) / Dijital Neokorteks ne vaat ediyor?

Blue Brain Project (BBP) / Dijital Neokorteks ne vaat ediyor?

Bir bilgisayar eğer bir insanı kendinin de insan olduğuna ikna edebilirse zeki olmayı hak edebilir.

Alan Turing

“Blue brain project” insan neokorteksini taklit etmek ve insan kapasitesini aşmak için İsviçreli Prof. Henry Markheim ve ekibi tarafından başlatılmıştır, 2014′ te önemli bir gelişme kat etti. Bir sonraki hedefi insan beyni kapasitesine ulaşmak olduğundan bu projeyi önemli görüyorum, 2015 tarihli bir haberi çevirmek ve paylaşmak istiyorum.

İçgüdüsel davranışlar beynimizin milyonlarca yıllık süreçlik evriminin bir sonucudur ve gelişim artan hızlarla sürmektedir. Bu davranışlar binlerce yaşam süresinde öğrenildi, bu süreç kalıtımsal yollar ile nesillere aktarıldı, DNA şifrelerinde bu hayat tecrübeleri gizlidir. Neokorteksin evrimini takip ettiğimizde, binlerce yıl sürebilecek öğrenme süreçlerini hızlandırarak aylara ya da daha kısa bir süreye indirdiğimizi düşünelim. Beynimizin ve özellikle düşünme, öğrenme, hafıza gibi yeteneklerini bize kazandıran gelişmiş neokorteks yapımızı anlamak bizi her geçen gün yeni bir döneme yaklaştırıyor, öğrenme modeli taklit edilerek yapay zekalar inşa ediliyor, hatta daha fazla kapasite ve kendi içerisinde bazı avantajlar taşıyarak. Yapay zekalar unutmaz -bilinçli olarak silinmedikçe-, yapay zekalar öğrenilen bir bilgiyi tersine çevirebilir, bilginin ayrıntılarını saklar, görüntüleri ve sesleri olduğu gibi kayıt edebilir. İnsan beyni ise bir bilgiyi öğrendiği sıra ile çağırabilir, mesela alfabeyi düz olarak okuyabilir fakat tersten okumayı daha önce öğrenmedi ise ilk denemede başaramaz. İnsan beyninin organik yapıda olması sınırlayıcı bir faktördür fakat yapay zeka için geliştirilen yöntem, bizlere bilimkurguda aşina olduğumuz siber beyinleri getirebilir. Yani dışarıdan bir müdahale ile öğrenme kapasitemizi artıracağımız; hatta beyin kapasitemizi aşan işlemleri, harici bir sisteme geçici olarak bir bulut sistemi üzerinden bağlanmamız sayesinde gerçekleştirebileceğimiz öngörülüyor. Biyolojik zekadan, biyolojik olmayan zekaya taşınarak öğrenme sürecini binlerce hatta milyonlarca kat artırabilecek pozisyondayız. Doğal zekanın yaratıcılığı, öngörülerde bulunabilmesi, tecrübelerden faydalanması gibi yetenekleri yapay zekalar kazanabilir mi? Bu gerçekleştiğinde, evrende bizden daha zeki bir varlık ile karşı karşıya kalacağız demektir, peki o gün insanlık nasıl tepki vermeli/verecek?

Bu noktada Blue Brain Project incelenmeye değer görünüyor. Bu projede neokorteksimizin hiyerarşik öğrenme modeli (modüller ve alt birimleri) temel alınmış. İnsan beynindeki bu modüller yaklaşık 100 kadar nörondan oluşur, modüller birbirleri ile sürekli bağlantı halinde bulunurlar ve bu bağlantıların modelleri, sayıları gibi özellikler modüle göre değişir. Örneğin bir A harfini gördüğümüz zaman alt modüllerde ayrı ayrı – / ve \ şekillerini tanıyan alt birimlerde aksonlar ateşlenir, bir araya getirir ve A harfini tanımış oluruz, aynı zamanda A harfinin farklı yazım versiyonları da aynı alt birimleri ateşleyebilir. Ayrıntılı bilgi için Ray Kurzweil’ in “Bir zihin yaratmak” kitabını öneririm. Blue Brain Project insan beynindeki 300 milyon öğrenme modülünü yapay bir neokorteks kesiti yaratarak aşmayı planlıyor.

***

Araştırmacılar İsviçre’ deki Ecole Polytechnique Federale de Lausanne (EPFL) yani Lozan Federal Teknoloji Enstitüsünde mavi beyin projesi’ ni yürütüyor, ekibin başında başında Prof. Dr. Henry Markram bulunuyor. Ekip tüm neokorteks, hipokampus, amigdala ve beyincik gibi bölgeler dahil olmak üzere insan beynini simüle etmek üzerine çalışmalarını sürdürüyorlar. Markram neokortekste sürekli olarak tekrar eden birkaç düzine nörondan oluşan önemli modüller keşfetti ve proje şu anda bu modüller üzerinden ilerletiliyor. Süper bilgisayar tabanlı dijital yeniden yapılandırma projenin son adımı. Proje ilk meyvelerini vermeye 2005′ te bir nöronu simüle ederek başladı, 2008 neokortikal sutün (10.000 nöron), 2011′ de 100 neokortikal sütun, 2014‘ te ise tüm sıçan beynini yani 100 mazodevre büyüklüğünde simülasyon yaratmayı hedefliyordu, bu 100 milyon nöron ve 1 trilyon sinaps anlamına geliyor. Asıl hedef 2023’ te tüm insan beynini simüle edebilmek.

2015‘ te 31.000 nöron ve 40 milyon sinapsla sıçan neokorteks dokusunun bir “kesit” yaratıldı. Süper bilgisayar ile nöron davranışları simüle edildi. Her biri eşlenmiş ve birbirine bağlı yeniden yapılandırma ürünü bu parçalar 31.000 nöron, 55 kat hücre ve 207 farklı nöron alt türü içeriyor.   

2D34625800000578-3265131-image-a-14_1444319041161

H. Markham projede ilk 10 yılın neokortikal dokunun ters mühendisliği üzerine yoğunlaştıklarını anlattı. Hücre yoğunluğuna, orada bulunan hücre tiplerine, sayısına, morfolojisine ve bağlantılarına odaklanıldı. İkinci 10 yılda ise dijital yapılandırmayı sağlayacak yazılım ve algoritma geliştirildi. Nöronlar 3 boyutlu bir modele yerleştirildi, bu yerleşimde kullanılan algoritma için yavru farelerin beyinlerin beyin aktiviteleri üzerinde çalışıldı. Bir sonraki adım nöronların bağlantı kurmasıydı, bu konudan emin olmalılardı, nöronların birbirlerine temaslarını tespit etmek gerekliydi.

 

Yeniden yapılandırma. Nöronlar 3 boyutlu bir modele yerleştirildi, bu yerleşimde kullanılan algoritma için yavru farelerin beyin aktiviteleri üzerinde çalışıldı.

 

Yaklaşık 40 milyon sinaps ve 2.000 bağlantı mevcut. Nöronları bağlamak ilk adımdı ama önce hangi nöronlar birbirine bağlı tespit etmeleri gerekliydi.

Nöronların temas ettikleri her nokta potansiyel olarak sinaps olabilirdi, bazı bağlantıların bu yüzden budanması ve sinapsların doğru yerlerde bulunması gerekiyordu.

Araştırmacılar parametrelerin seviyelerinin ayarlanması ile devre seviyesi aktivitelerinin değişebileceğini buldular, bu keşif bireysel olarak nöronlar incelenerek anlaşılamazdı. Uyku sırasında gözlenen nöronal aktivitenin yavaş senkronize dalgaları simülasyonda tetiklendi. Bu sinirsel devrelerin farklı bölgelere geçebildiğini ve bazı davranışları belirleyebileceğini düşündürdü. Prof. Markram bir analog bilgisayar işlemcisi gibi belirli bir göreve odaklanmak üzere yeniden yapılandırılabileceğini söylüyor.

Kaynak: Daily Mail

***

Etik açıdan ne durumda olacağız, yerimizi yapay zeka alırsa bizlere gerek kalmayacak mı? Matrix filmi gerçek olabilir mi? Peki ya Terminatör? Hollywood her fikri belirli bir kalıba sokmak konusunda rakip tanımaz. Gelecek hakkında merakı olan insanın ilk yapması gereken, bu işlerin biyolojik ve teknik yönünü araştırmaktır. Benim tavsiyem ve şu anda yaptığım şey budur. Hollywoodvari düşünceler tek bir noktaya odaklanır: Insan ırkı tehlikeye girmiştir, yok olacaktır ve bir kahraman ortaya çıkar vs. İçgüdüsel yok olma korkusunu bir kenara bırakabilirsek ne ile karşı karşıyayız daha iyi görebiliriz.

Memeli hayvanlarda öğrenme gerçekleşse bile aktarabilme, hafızada saklama, fikir üretme, öngörüde bulunma ve bağlantı kurma, örüntü yakalama gibi yetenekler en fazla insanda gelişme göstermiş, diğer memeli canlıların frontal loblarında bu denli bir gelişmişlik saptanmamıştır. Öğrenme kapasitemiz,  nesiller boyunca bilgi ve tecrübelerimizi aktarabilme yeteneğindeki eşsiz gelişmiş frontal lobumuzun hayatımıza kattıkları düşünüldüğünde, daha iyi bir zeka oluşturma yeteneğine sahip olduğumuzu düşünüyorum, fakat burada işin içerisine insani yönler, yani duygularımız girdiğinde neler yapılabilir kestiremiyorum. Birçok duyguya sahibiz; adalet duygusu, sevgi, aşk, hırs, iyilik ve kötülük kavramları. Hatta aklı, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilme yeteneği olarak tanımladığımızı düşünüyorum da işler içinden çıkılmaz bir hale gelebiliyor. Soğuk bir makine için iyi ve kötü nedir?

Duygularımızın neden var olduğunu bilebilir, yorumlarda bulunabilir, duygularımızı tarif edebiliriz fakat duygularımız yapay yollardan organik olmayan beyinde yeniden yaratılabilir mi? Aynı öğrenme sürecinde olduğu gibi taklit edilebilir bir yetenek midir? Peki bu kadar kolay olmadığını varsayarsak hangi amaçla bizden daha zeki varlıklara hangi duyguları vermek isterdik?

 

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.