Yardım Et Doktor, Ben Ölüyüm

İranlı araştırmacılar 2013 yılında bir hayalet tarafından öldürüldüğüne inanan 42 yaşında bir kadın hasta hakkında ilginç bir vaka sundular. Kadın ruhlar gördüğünü söylüyordu, özellikle de Aal adında geleneksel Fars kültüründe yeni anne olmuş kadınlara bebeklerini doğurduktan hemen sonra saldırdığına inanılan bir kadın hayaletten bahsetmişti. Aal’i ilk defa ilk erkek çocuğunu doğurduktan 13 gün sonra görmüştü. Aal’in karnını parçaladığına, karaciğerini yediğine ve hastalanmasına sebep olup onu öldürdüğüne inanmıştı. Evet evet, doğru okudunuz, kadın ölü olduğunu düşünüyordu.

cot1

Kadına koyulan teşhis Cotard sendromuydu. Cotard sendromundan muzdarip hastalar ölü olduklarına, organlarının veya uzuvlarının kayıp olduğuna, var olmadıklarına veya ölümsüz olduklarına inanıyorlar. Araştırmacılar hastanın tuhaf iyileşme sürecini şöyle anlatıyorlar:

Hasta tedaviye başladıktan 2 hafta sonra “Şu an ölü değilim fakat komadayım ve yoğun bakımda özel bir bakım görüyorum” dedi. Vücudu komada, yatağa hapsedilmiş ve bizimle ruhu aracılığıyla iletişim kuruyor gibi konuşuyordu. Etrafında hissettiği ruhlar artık daha az belirgindi. Tedaviye başlandıktan 3 hafta sonra: “Yapılacak bir şey daha var. Doğum yerime, abimin mezarının olduğu yere geri dönmeliyim ve ruhumu ondan geri almalıyım.” dedi.

Diğer bir çalışma 65 yaşındaki emekli bir öğretmeni anlatıyor. Hiçbir zihinsel rahatsızlık geçmişi olmayan ve bir buçuk yıllık bir rahatsızlık durumu yaşayan bir öğretmeni. Onun hikayesi öncelikle depresyon, kaygı, değersizlik ve suçluluk hissi, uyku ve iştah kaybı gibi belirtilerle başlıyor. Durumu kötüleştikçe felaket sanrıları ve nihilizm geliştiriyor. Bir süre sonra organlarının çalışmayı durdurduğunu ve beyninin fonksiyonlarını yerine getirmediğini iddia edip, gerçekte öyle olmadığı halde evinde çatlaklar oluştuğunu ve evinin yıkılmak üzere olduğunu söylüyor.

Sonunda intihar girişiminde bulunan hasta intihar notunda herkesi kanser edecek ölümcül bir virüsü insanlığa yaymaktan korktuğunu yazıyor. İntihar girişiminden kurtuluyor ama çok geçmeden kendini ölü olduğuna ikna edip yemek yemeyi reddediyor. İlerleyen dönemlerde 2 defa daha intihar girişiminde bulunuyor. Bir ölü için tuhaf bir çaba, sizce de öyle değil mi? Neyse ki hasta aldığı tedaviden sonunda fayda görüyor ve semptomları 2 aylık bir süreçte tamamen iyileşiyor.

cot2

Bu tuhaf sendromun sebebi nedir diye sorabilirsiniz. Nörolojik olarak Cotard sanrılarının Capgras sanrıları ile ilişkili olduğu düşünülüyor. İki sanrı da beynin yüzleri tanıyan bölgesi (fusiform girus) ve yüzün duygularla bağlantılı bölgesi (amigdala) arasındaki sinir hücrelerinin yanlış ateşlenmelerinden kaynaklanıyor. Yani hastalar yüzleri tanıyabiliyor fakat her nedense eskiden verdikleri duygusal tepkilerin aynısını hissedemiyorlar. Kaybolan duygusal tepkiyi ‘bir şeyler çalışmıyor’ diye yorumluyorlar ve genellikle başkalarının (Capgras sendromundaki gibi) veya kendilerinin (Cotard sendromu) kimliklerinden şüphelenmeye başlıyorlar.

Cotard sendromu bir asırdan uzun bir süredir tanınıyor ve bu başlık altında büyük bir literatür eksikliği var. Bunun başlıca sebebi elbette bu sendromun son derece nadir olması. Ancak tüm haberler kötü değil. Araştırmacılar bu sendromun yeni tedaviler sayesinde en şiddetli durumlarda bile iyileşebildiğini gösterdiler.

***

Yazının orijinali 3 Nisan 2017 tarihinde “The Fragile Brain” blogunda yayınlanmış olup NöroBlog ekibi tarafından Türkçeleştirilerek NoroBlog.net adresinde yayınlanmıştır. Görseller yazara aittir.

***

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.

***

Referanslar:

  1. Debruyne, H., Portzky, M., Kathelijne, P., & Audenaert, K. (2011). Cotard’s syndrome.Mind & Brain, 2(1) Retrieved from https://search-proquest-com.ezproxy.otago.ac.nz/docview/881273509?accountid=14700
  1. Ghaffari Nejad, A., Mehdizadeh Zare Anari, A., & Pouya, F. (2013). Effect of Cultural Themes on Forming Cotard’s Syndrome: Reporting a Case of Cotard’s Syndrome with Depersonalization and Out of Body Experience Symptoms.Iranian Journal of Psychiatry and Behavioral Sciences7(2), 91–93.