Nöroblog | Yardım Et Doktor, Ben Ölüyüm: Cotard Sendromu
2013 yılında, İranlı araştırmacılar bir hayalet tarafından öldürüldüğüne inanan 42 yaşında bir kadın hakkında bir vaka sundular. Kadın söylediğine göre ruhlar görmüştü, ama özellikle Aal adında geleneksel Fars kültüründe bebeklerini doğurduktan sonra yeni anne olmuş kadınlara saldırdığına inanılan bir kadın hayaletten bahsetmişti. Aal'i ilk defa ilk erkek çocuğunu doğurduktan 13 gün sonra gördüğünü söylüyordu. Aal'in karnını parçaladığına, karaciğerini yediğine ve hastalanmasına sebep olup onu öldürdüğüne inanmıştı. Evet evet, doğru okudunuz, kadın ölü olduğunu düşünüyordu. Teşhis Cotard Sendromu idi.
Sinirbilim, Cotard Sendromu, ölü, nöroloji, psikiyatri
479
single,single-post,postid-479,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-3.4,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12.1,vc_responsive
 

Yardım Et Doktor, Ben Ölüyüm

Yardım Et Doktor, Ben Ölüyüm

Yardım Et Doktor, Ben Ölüyüm (Okuma süresi: 2 dk)

2013 yılında, İranlı araştırmacılar bir hayalet tarafından öldürüldüğüne inanan 42 yaşında bir kadın hasta hakkında bir vaka sundular. Kadın söylediğine göre ruhlar görmüştü, ama özellikle Aal adında geleneksel Fars kültüründe bebeklerini doğurduktan sonra yeni anne olmuş kadınlara saldırdığına inanılan bir kadın hayaletten bahsetmişti. Aal’i ilk defa ilk erkek çocuğunu doğurduktan 13 gün sonra gördüğünü söylüyordu. Aal’in karnını parçaladığına, karaciğerini yediğine ve hastalanmasına sebep olup onu öldürdüğüne inanmıştı. Evet evet, doğru okudunuz, kadın ölü olduğunu düşünüyordu.

cot1

Kadına koyulan teşhis Cotard sendromuydu. Cotard sendromundan muzdarip hastalar ölü olduklarına, organlarının veya uzuvlarının kayıp olduğuna, var olmadıklarına veya ölümsüz olduklarına inanıyorlar. Araştırmacılar kadının tuhaf iyileşmesini şöyle anlatıyorlar:

Kadın tedaviye başladıktan 2 hafta sonra “Şu an ölü değilim fakat komadayım ve yoğun bakımda özel bir bakım görüyorum” dedi. Vücudu komada, yatağa hapsedilmiş ve bizimle ruhu aracılığıyla konuşur gibi konuşuyordu. Etrafında hissettiği ruhlar artık daha az belirgindi. Tedaviye başlandıktan 3 hafta sonra: “Yapılacak bir şey daha var. Doğum yerime (kırsala), abimin mezarının olduğu yere geri dönmeliyim ve ruhumu ondan geri almalıyım.” dedi.

Diğer bir çalışma 65 yaşındaki emekli bir öğretmeni anlatıyor, hiçbir zihinsel rahatsızlık geçmişi olmayan ve bir buçuk yıllık bir rahatsızlık durumu yaşayan bir öğretmeni. Onun hikayesi öncelikle depresyon, kaygı, değersizlik ve suçluluk hissi, uyku ve iştah kaybı gibi belirtilerle başlıyor. Durumu kötüleştikçe felaket sanrıları ve nihilizm geliştiriyor. Bir süre sonra organlarının çalışmayı durdurduğunu ve beyninin fonksiyonlarını yerine getirmediğini iddia edip evinde çatlaklar oluştuğunu ve evinin yıkılmak üzere olduğunu söylüyor.

Sonunda intihar girişiminde bulunan hasta intihar notunda herkesi kanser edecek ölümcül bir virüsü insanlığa yaymaktan korktuğunu yazıyor. İntihar girişiminden kurtuluyor ama çok geçmeden kendini ölü olduğuna ikna edip yemek yemeyi reddediyor. İlerleyen dönemlerde 2 defa daha intihar girişiminde bulunuyor. Bir ölü için tuhaf bir çaba, sizce de öyle değil mi? Neyse ki hasta aldığı tedaviden sonunda fayda görüyor ve semptomları 2 aylık bir süreçte tamamen iyileşiyor.

cot2

Bu tuhaf sendromun sebebi nedir diye sorabilirsiniz. Nörolojik olarak Cotard sanrılarının Capgras sanrıları ile ilişkili olduğu düşünülüyor. İki sanrı da beynin yüzleri tanıyan bölgesi (fusiform girus) ve yüzün duygularla bağlantılı bölgesi (amigdala) arasındaki yanlış ateşlenmiş nöronlardan (sinir hücrelerinden) kaynaklanıyor. Yani hastalar yüzleri tanıyabiliyor fakat her nedense eskiden verdikleri duygusal tepkilerin aynısını hissedemiyorlar. Hastalar bu kaybolan duygusal tepkiyi ‘bir şeyler çalışmıyor’ diye yorumluyorlar ve genellikle başkalarının (Capgras sendromundaki gibi) veya kendilerinin (Cotard sendromu) kimliklerinden şüphelenmeye başlıyorlar.

Cotard sendromu bir asırdan uzun bir süredir tanınıyor ve bu başlık altında büyük bir literatür eksikliği var. Bunun başlıca sebebi elbette bu sendromun son derece nadir olması. Tabii tüm haberler kötü değil, araştırmacılar bazen bu sendromun en şiddetli durumlarda bile kendine kendine kaybolabildiğini gözlemlediler.

Referanslar:

  1. Debruyne, H., Portzky, M., Kathelijne, P., & Audenaert, K. (2011). Cotard’s syndrome.Mind & Brain, 2(1) Retrieved from https://search-proquest-com.ezproxy.otago.ac.nz/docview/881273509?accountid=14700
  1. Ghaffari Nejad, A., Mehdizadeh Zare Anari, A., & Pouya, F. (2013). Effect of Cultural Themes on Forming Cotard’s Syndrome: Reporting a Case of Cotard’s Syndrome with Depersonalization and Out of Body Experience Symptoms.Iranian Journal of Psychiatry and Behavioral Sciences7(2), 91–93.

 

***

Yazının orijinali 3 Nisan 2017 tarihinde “The Fragile Brain” bloğunda yayınlanmış olup NöroBlog ekibi tarafından Türkçeleştirilerek NoroBlog.net adresinde yayınlanmıştır. Görseller yazara aittir.

***

Yazıyı beğendiyseniz anasayfamızdan beğenebileceğiniz başka yazılarımıza ya da çevirilerimize de ulaşabilirsiniz. NöroBlog sadece bir blog değil; bize aynı zamanda twitter adresimizden ulaşabilir ya da NöroBlog Podcast‘i dinleyebilirsiniz.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.