Renkleri duymak, sesleri tatmak: Sinestezi

Geçtiğimiz hafta günümüzün en dikkate değer sinirbilimcilerinden biri olan Oliver Sacks‘a ait “Aklın Gözü” başlıklı 2013 tarihli bir New Yorker yazısı okudum. Yazı körlerin körlüklerini nasıl deneyimledikleri üzerineydi. Körler klasik anlamda “görme” olarak düşünülen görsel korteksin aktif olmaması durumunda bile eşit derecede canlı duyusal deneyimleri nasıl yaşayabiliyorlar? Oliver Sacks’ın araştırmasının inanılmaz dokunaklı bir anlatımıydı, herkese tavsiye ederim.

Sacks’ın bahsettiği birkaç konu üzerinde biraz daha araştırma yapma zorunluğu hissettim, bugün kendisinin kısaca bahsettiği “sineztezi” denen bir duyusal durumdan bahsedeceğim.

sinestezi

“Sinestezi” bir duyunun uyarılmasının aynı anda başka bir duyuda da his oluşturması, duyuların anormal bir şekilde harmanlanması, iç içe geçmesidir. Başka bir deyişle, beş duyunun (görme, koku, ses, tat ve dokunma) öngörülemez ama tutarlı bir şekilde birbirine karışmasıdır. Tatma-dokunmadan ses-renge uzanan birkaç çeşit sinestezi türü vardır. Örneğin, büyük ihtimalle, “8” sayısına baktığınızda, 7’den sonra 9’dan önce geldiğini bildiğiniz, siyah renkte bir rakam görüyorsunuz. Sinestetik bir kişi de 8 rakamını görebilir ama onu yeşil renkle veya olgun çileklerin tadıyla ilişkilendirebilir. Bu eşzamanlı ilişkilendirmeler, herhangi bir bilinçli çaba olmadan doğal olarak gelişir.

Bu algıya katkıda bulunan sinirsel alanlar nelerdir? Her türlü duyusal algı beyinde sinirsel aktivasyona neden olduğuna göre bu durumun biyolojik bir temeli olmalıdır. Araştırmam sırasında Tomson ve arkadaşları tarafından 2013’te yürütülen, araştırmacıların potansiyel bir sinestetik aktivite başlatıldıktan sonra hem sinestetiklerin hem de kontrol grubunun (sinestezi duyusu olmayan insanlar) beyin bölgelerine baktıkları bir fonksiyonel manyetik rezonans (fMRI) beyin görüntüleme çalışmasına denk geldim. Bu çalışmada farklı türlerdeki sinestetik ilişkileri (yazı-renk, ses-dokunma vs.) ve iki grup arasındaki anatomik aktivasyon farklılıklarını inceliyorlardı. Özellikle yazı-renk aktivasyonunun çift taraflı olarak arka temporal giruslarda (posterior temporal girus) farklılıklara neden olduğunu buldular. Ayrıca sinestetiklerin beyinlerinde bazı işleme farklılıkları da bulundu; sinestetikler yazı uyarımı sırasında daha çok görsel kortekslerinden uyarılırken, sinestetik olmayanlar frontal ve paryetal kortekslerinden uyarıldılar.

Sinestezi beyin

Sinestezide beynin paryetal (yan) korteksinin aşırı hareketliliğiyle ilgili kaynakların tartışmalı olmasına ve yazarların bu sav icin yeterli kaynağı olmamasına rağmen, önceki bazı araştırmacılar bunu destekleyen kanıtlar bulmuşlardı. Yazıdan edindiğim en önemli fikir, sinestetiklerin beyin uyarımlarında tartışmasız farklar bulunduğu ve sinestetik deneyimin birlikte çalışan beyin bölgelerinin karmaşık bir etkileşimi olduğuydu.

Başka uzmanlar sinestezinin farklı beyin bölgelerinin sinirsel yolaklarının birbirine karışmasından kaynaklandığını önermiştir. Örneğin, sinestetik beyinde rakam ve harfin işlendiği bölgelerle, rengin işlendiği bölgeler arasındaki iletişim, sinestezik olmayan beyine göre daha yoğun olabilir.

Sinestezinin nedenleri tam olarak bilinmiyor – bazı bilim insanları herkesin sinestetik doğduğunu, ancak beyin geliştikçe yüksek derecede bağlantılı sinirsel devrelerin budanmasının normal duyusal işlemeye neden olduğunu öneriyorlar. Genetik bir yatkınlık olduğu kesin, çünkü durum bazı ailelerde diğerlerine oranla daha yaygın olarak görülüyor. Son olarak, cinsiyetler arasındaki farklılık da açık, kadınlarda erkeklere göre 6 kat daha fazla sinestezi görülmektedir.oliver sacksMavi rengin sürekli karahindiba gibi koktuğu ya da C harfinin re notası gibi çınladığı bir dünya hayal edemiyorum. Fakat birçok birey için bu gündelik bir durum. Sineztezi, bilişsel psikolojiden gelişim psikolojisine birçok farklı alanda, psikologlara araştırma fırsatı sağlıyor. Araştırmaların bize daha neler söyleyeceğini ben de merakla bekliyorum.

Kaynaklar ve ileri okuma:

Gaipten Sesler Duymak