Bira mı votka mı?: Alkolün duygularımız üzerine etkileri

Yasal Uyarı: Alkol sağlığa zararlıdır!

Bira mı votka mı?: Alkolün duygularımız üzerine etkileri (Okuma süresi: 4 dakika)

İngiltere’de yürütülen yeni bir araştırma farklı alkollü içkilerin farklı duyguları tetiklediğine dair sonuçlar ortaya koydu. Çeşitli ülkelerden 18-34 yaş aralığındaki yaklaşık 30.000 kişinin katılımıyla yürütülen araştırmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlara göre alkollü içecekler ruh halimizi değiştirmekte birbirinden oldukça farklı etkiler gösteriyor.

Araştırmada alkollü içecekler 2 farklı sınıfa ayrıldı: Bira, kırmızı şarap, beyaz şarap gibi düşük alkollü içecekler ve votka, cin, viski gibi yüksek alkollü içecekler.
Duygular ise pozitif ve negatif duygular olarak ikiye ayrıldı. Enerjik hissetme, rahatlama, kendine güven ve seksilik hissi pozitif duygular arasında gösterilirken yorgunluk, sinirlilik ve üzüntü gibi duygular negatif duygular olarak sınıflandırıldı ve alkollü içeceklerin bu duygulardan hangilerini tetiklediği araştırıldı.

Alkol

Gelelim çalışmanın sonuçlarına: 

Sonuçlara göre votka, cin, viski gibi yüksek alkollü içecekler çoğunlukla pozitif duygular oluşturuyor. Katılımcıların %60’a yakını enerjiklik ve kendine güven gibi pozitif duyguların ön planda olduğunu söylerken, %40’ından fazlası bu içecekleri tükettiklerinde kendilerini daha seksi hissettiklerini söylüyor. Ancak yüksek alkollü içkiler kötü duyguları da daha sık tetikliyor, katılımcıların %40’a yakını bu içkileri tükettiklerinde kendilerini rahatsız hissettiklerini belirtiyor. Ayrıca araştırmaya katılan her on kişiden üçüne göre yüksek alkollü içecekler bu kişileri daha sinirli yapıyor.

Düşük alkollü içeceklerden kırmızı şarap ve bira “rahatlık hissi” vermeleriyle ön plana çıkıyor. Katılımcıların yarısından fazlası şarap ya da bira içince rahatladıklarını söylüyor.

Araştırmaya katılanlar arasında alkol bağımlıları ve ağır içiciler için ayrı bir kategori oluşturulmuş. Bu kişilerin sadece keyif için alkol alanlara oranla alkol aldıktan sonra daha az yorgun hissettikleri, hatta çoğunun tam aksi bir şekilde enerjik hissettiği belirtilmiş. Bu kişilerde enerjiklik hissiyle birlikte sinirlilik ve şiddet eğiliminin de arttığı görülmüş. Araştırmacılar alkol bağımlılarında oluşan yüksek alkol toleransı sonucunda alkolün sakinleştirici etkisinin kaybolduğunu ve bu durumun alkol bağımlılarını daha enerjik ve agresif yaptığını belirtiyorlar.

Alkol tüketiminde 18-24 yaş arasındaki genç erişkin grubuyla 25-34 yaş arasındaki erişkin grubu arasında da ilginç bir fark var. Genç erişkin grubundaki insanlar alkol alırken hem pozitif hem de negatif anlamda daha fazla duygulanıyorlar, ancak daha az sinirleniyor ve kendilerini çok daha az yorgun hissediyorlar.
Cinsiyet farklarına baktığımızda ise kadınların erkeklere oranla alkol kullanırken sinirlilik hariç her duyguyu daha yoğun yaşadıklarını görüyoruz.
Ülkeler arasında da farklar bulunmuş. Alkol kullanımında kendini en enerjik, rahat ve seksi hisseden insanlar Güney Amerika ülkeleri Kolombiya ve Brezilya’da. Buna karşılık Fransızlar en huzursuz grupken, normalde sakin tavırlarıyla tanınan Norveçliler alkol alınca en çok şiddet eğilimi gösteren grup. Yine de araştırmacılar sadece 30.000 kişi üzerinden yapılan bir çalışmanın abartılı genellemelere sebep olmaması gerektiği yönünde uyarıyorlar.

Araştırmacılar her ne kadar çalışmanın sonuçlarının abartılı yorumlara yol açmaması gerektiği konusunda uyarmış olsalar da çalışmanın kendisinde de eleştirilecek pek çok nokta bulmak mümkün. Aklıma gelenleri kısaca özetlemem gerekirse:

1) Anket şeklinde gerçekleştirilen bir çalışmada, çalışmaya katılan insanların ifadelerine güvenmek zorundasınız, ancak böyle çalışmalarda insanların her zaman doğru ya da güvenilir bilgiler vermedikleri bir gerçek.

2) Her ne kadar içkiler yüksek ve düşük alkollü olarak ikiye ayrılmış olsa da düşük alkollü içkilerden fazla miktarda alındığında da aynı miktarda alkolü tüketmek mümkün ve aynı sürede aynı miktar alkol alınması durumunda farklı bir alkollü içecek türünün duyguları neden farklı şekillerde etkileyebileceğine dair hiçbir akla yatkın açıklama yok.

3) İnsanlar belirli alkollü içecekleri belirli durumlarda tüketmeye yatkın. Arkadaşınızla dertleşip sevgilinizle yaşadığınız sorunlardan bahsederken çoğunlukla bira ya da şarap gibi günlük içkileri tüketme eğilimindeyken, yüksek müzikli ve eğlenmeye odaklı bir ortamda votka ya da cin gibi daha yüksek alkollü/hızlı sarhoş olmaya yönelik içkiler tercih etmeye meylederiz. Bu durumda çalışmada bahsedilen yüksek alkollü içecekler ile pozitif duygular arasında gösterilen ilişki bu eğilimden kaynaklanıyor olabilir.

4) Tüm bunların dışında, alkol tüketimiyle gelen duygu değişimlerinin günlük duygudurumuyla da ilişkili olduğu açık. Çalışma insanların alkol almadan önceki ve aldıktan sonraki duygudurumlarını karşılaştırabilecek bir veri sunsaydı belki daha güvenilir sonuçlara ulaşmak mümkün olabilirdi. Bu durumda ise ulaştığımız sonuçlar alkolün tetiklediği duygulardan çok, hangi duyguları yaşarken hangi alkolleri tükettiğimizin verisi bile olabilir. Daha basit anlatırsak: Belki de votka insanı mutlu etmiyor, insanlar mutluyken votka içmeyi tercih ediyor.

Son olarak, alkol alan pek çok insanın da onaylayabileceği gibi kötü geçen bir günün sonunda rahatlamak için içilen bir bira yorgunluğumuzu alabilirse de yaşadığınız sorunların alkol ile çözüme ulaşmasının bir yolu yok.

Alkolün keyif verici bir tüketim maddesi olduğunu, ancak alkol bağımlılığının ölüme kadar götürebilecek ciddi bir hastalık olduğunu unutmamak gerek.

Keyifli cumartesiler…

Yasal Uyarı: Alkol sağlığa zararlıdır.

Kaynaklar ve ileri okuma:

Haber: Medscape Neurology (İngilizce)

Görsel: freepik.com

Bir Maymunu Seks ve Şöhretle Kandırarak Adidas Hayranı Yapmak

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, bize NöroBlog Podcast ya da NöroBlog YouTube kanalı üzerinden de erişebilirsiniz.