“Uyanışlar” Üzerine

“Uyanışlar” Üzerine (Okuma süresi 3 dakika)

Oliver Sacks’ın kendi mesleki yaşamından bir kesiti anlattığı aynı isimdeki kitabından uyarlanan 1990 yapımı Uyanışlar (Awakenings) filmi, letarji1 veya katatoni2 halinde olan kişilerin levodopa tedavisine verdikleri dramatik yanıtı konu edinen dokunaklı bir film.

Oliver Sacks (1933-2015) İngiliz nöroloji profesörüdür. Nörolojinin farklı alanlarında ilgi çekici klinik deneyimlerini yalın bir dille anlattığı, Türkçe’ye de çevrilen birçok kitabı vardır.

Klinik deneyimlerinden yola çıkarak yarattığı “Uyanışlar” isimli romanı, 1990 yılında beyaz perdeye uyarlanmıştır. Başrollerini Robin Williams ve Robert De Niro’nun paylaştığı film en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo olmak üzere üç dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiştir.

Awakenings

Filmde 1960’lı yılların sonunda, mesleki yaşamında uzun bir zaman klinikten uzak çalışmalar yapan bir nöroloji uzmanı olan Dr. Malcolm Sayer, kronik hastaların takip edildiği bir klinikte işe başlar. İlgilenilmesi gereken hastalar “umutsuz vaka” olarak görülen nöropsikiyatrik hastalardır. Hemen hepsinde dış dünyadan yalıtıldıklarını düşündüren bir bilinç bozukluğu ve katı bir duruş vardır. Adeta kendi dünyalarına çekilmiş, dışa tamamen kapanmış hastalar…

Dr. Malcolm Sayer hastaların geçmişini araştırdığında konulan tanıların hep belli belirsiz olduğunu görür: Postensefalitik letarji, atipik psikoz gibi. Onları izlediğinde hastaların çoğunda bu bilinç durumunun aslında bir içe kapanma olmadığını görür, katılaşma ve hareket kısıtlılığı gibi bazı klinik belirtilerin başka bir nörolojik sendrom olan Parkinsonizm3 ile benzerliğini keşfeder. Bunu diğer meslektaşlarına aktardığında ise, meslektaşları bir tür Semmelweis refleksi4 ile tepki gösterip Dr. Sayer’in iddiasını reddederler. Hastalarından biri olan, yaklaşık otuz yıldır dış dünya ile bağlantısı kesilmiş Leonard Lowe ile kurduğu kişisel bağ ve onun üzerinde denediği levodopa5 tedavisine Lowe’un verdiği dramatik yanıt, hastaların uyanış sonrası yaşadıkları, doktorun diğer meslektaşlarına karşı verdiği inandırıcılık mücadelesi, tedavi sürecindeki başarısızlıklar ve kötüye gidiş filmin akışını oluşturur.

Filmin bir hekim olarak benim için bu kadar ilgi çekici ve dokunaklı olmasının altında yatan nedenlerden biri, bilimle kurduğumuz bağın yanı sıra empati ile kurduğumuz sağlam insani bağın dokunduğumuz yaşamlar için iyileştirici özelliği olduğunu hatırlatması oldu. Dr. Malcolm Sayer’in filmin son sahnelerinden birinde söyledikleri düşündürücü:

“Gerçek şu ki, yanlış ya da doğru olan neydi, bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: Kimyasal pencere kapanınca başka bir uyanış gerçekleşti. İnsan ruhunun her ilaçtan daha güçlü olduğu… Beslenmesi gereken bu. Çalışma, oyun, dostluk, aile… Önemli olan bunlar. Unuttuğumuz bunlardı, en basit şeyler.”

Sanırım hem hastalıkların tedavi sürecinde hem de bilimsel çalışmalarda başarılı olmanın yolu, insan doğasını anlamaktan geçiyor. Belki de varoluşu, toplum olmayı, birbirimizle kurduğumuz bağları, yaşamak için gerekli motivasyonumuzun ne olduğunu sorgulamak için nasıl bir uyanışa ihtiyacımız olduğunun cevabı unuttuğumuz en basit şeylerde saklıdır. Bu anlamda film bizlere “bilim insanı nasıl olur?” sorusunun “insan nasıl olur?” sorusuna evrildiği bir süreci sunuyor.

Robin Williams ve Robert De Niro’nun devleşen oyunculukları ile şahlanan bu filmi seyretmenizi tavsiye ederim.

*

Dipnotlar:

1 Letarji: Uyku eğiliminin artmış olduğu bir bilinç bozukluğu.

2 Katatoni: İleri derecede hareket kısıtlılığına yol açan bir tür kas katılığı ve duruş bozukluğunun olduğu psikomotor bir fenomen.

3 Parkinsonizm: İstirahat tremoru, hareket yavaşlığı, katılık ve postural refleks kaybı gibi ana bulguların dışında mimiklerin azalması, konuşma ve yutma güçlüğü, el yazısının küçülmesi, donma atakları, bilişsel bozukluklar, uyku bozuklukları gibi bulguların da olabileceği Parkinson hastalığını düşündüren; ancak altta yatan dejeneratif beyin hastalıkları, toksik süreçler, ilaç yan etkileri gibi nedenlere bağlı gelişebilecek klinik tablodur.

4 Semmelweis Refleksi: 1818-1865 yılları arasında yaşamış olan Macaristan doğumlu bir jinekolog olan Ignaz Semmelweis, lohusalık humması olgularını gözlemlemiş ve enfeksiyonları azaltmak için başlattığı sıkı bir el yıkama uygulaması ile başarılı olmuştur. Ancak meslektaşları tarafından teorisi kabul görmemiş ve dışlanmıştır. Semmelweis’ın iddiaları yıllar sonra kabul gördü. Ayrıca bir iddiayı direkt reddetmeye verilen tepkiye Semmelweis Refleksi denir.

5 Levodopa: L-Dopa olarak da adlandırılan dopamin öncülü maddedir. Dopamin üreten nöronlarda dejenerasyon görüldüğü Parkinson Hastalığında kullanılmaktadır.

*

Kaynaklar ve ileri okuma:

*

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, bize NöroBlog Podcast ya da NöroBlog YouTube kanalı üzerinden de erişebilirsiniz.

Paylaş
Tıp Doktoru, Nöroloji Uzmanı