Yabancı Dil Öğrenmenin Sinirbilimi ve İki Dillilik

Dil öğrenmek neden bu kadar zor?

Pek çoğumuz çocukların dili çok hızlı öğrendiğini, yetişkinlerinse dil öğrenme konusunda başarıya pek hızlı ulaşamadığını gözlemlemişizdir.

Bu durumun sinirbilimsel bir temeli var mı, varsa bu durum değiştirilebilir mi?

Dil

Çoğu uzman dil öğrenme konusunda en verimli dönemin 10 yaşına kadarki çocukluk dönemi olduğu konusunda hemfikir. Yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki bebekler daha anne karnında dışarıda konuşulan dili duyabiliyor ve annelerinin sesine yabancıların sesine göre farklı tepkiler veriyorlar. Giderek küreselleşen dünyada çoğu bebek en az iki farklı dilin konuşulduğu evlerde yaşıyor, son çalışmalar gösteriyor ki bu bebekler henüz ilk aylarında evde konuşulan dillerin farklı olduğunu anlayabiliyor ve bu dilleri birbirinden ayırt edebiliyor. Üstelik çocuklar yeni öğrenilen bir dildeki yeni sesleri taklit edebilmede yetişkinlerden kat be kat hızlı bir şekilde başarıya ulaşabiliyor.

Çocukların bu akıl almaz dil öğrenme yeteneği nereden geliyor?

1960’lı yıllardan bu yana, özellikle ABD’ye göç eden farklı yaşlardaki insanlar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ülkeye geliş yaşı göçmenlerin dil öğrenmedeki başarısını etkileyen ana faktör. Ergenlikten önce ülkeye göç ederek İngilizce öğrenmiş kişiler 20’li yaşlarda ya da daha sonra gelenlerden daha iyi konuşuyorlar ve yaş yükseldikçe dili öğrenme ve doğru konuşabilme başarısı giderek düşüyor. Bu durumun sinirbilimsel kökenlerini araştıran bilim insanları ilginç bulgulara rastladılar:

Çocuklarda dil öğreniminde aktive olan beyin bölgeleri yetişkin beyninde aktive olan bölgelerden farklı. Buna göre çocuk beyni, dili bilinçaltı işlevlerden sorumlu beyin bölgelerinin aktivitesiyle öğrenebiliyor.  Yetişkinler ise, çocuklardan farklı olarak, dili bilinçli öğrenmeden sorumlu beyin bölgeleriyle öğrenmek zorundalar. Bu anlamda yeni bir dil öğrenmek çocuğun beyninin derinlerindeki dil öğrenmek amacıyla gelişmiş sinirsel yapılarda, bilinçsizce ve az çaba harcayarak kendiliğinden gelişen bir eylem olurken; yetişkinler dili araba kullanmak ya da yemek yapmak gibi yeni bilgi öğrenmeden sorumlu beyin bölgelerini çalıştırarak öğrenmek zorunda. Yeni bir yabancı dili yetişkin yaşta öğrenen insanların o dili öğrenmeye dair başarısı ise dil öğrenmek için harcadıkları çabayla doğru orantılı.
Yetişkin beyni de çocuk beyni gibi yeni bir dil öğrenmeye daha uygun hale getirilebilir mi?

Bu sorunun yanıtı şimdilik hayır. Çocuk beyni yeni geldiği ortama uyum sağlamak için etrafında konuşulan dili çabucak öğrenmek zorunda ve kaderini belirleyecek bu önemli görevi başarıyla yerine getirebilmek için ona özel sinirsel yapılarla geliyor. Ergenlikte yaşanan hormonal ve fiziksel değişim insan beynini de etkiliyor ve yetişkin beyni yeni bir dil öğrenmenin daha zor olduğu bir form alıyor.

Çocuğunuz kaç dil öğrenebilir?

Çalışmalar çocukların beş farklı dili zorlanmadan birbirinden ayırt edebildiklerini ve öğrenebildiklerini gösterse de, en verimli öğrenmenin bilingual (iki dilli) ailelerde gerçekleştiğini gösteriyor. Ayrıca çocukluğundan itibaren iki dilli biçimde büyütülen insanların yetişkinliğe eriştiklerinde yeni bir yabancı dili tek dilli yetişkinlere oranla daha hızlı ve verimli öğrendiğini gösteren çalışmalar mevcut. Bununla birlikte, bilingual yetişen insanların zekalarının ve bilgi işleme kapasitelerinin tek dilli yetişenlere göre daha yüksek olduğu görülüyor.

Bilingual yetişmek Alzheimer’a karşı koruyucu

Ufak hafıza kayıplarıyla başlayıp zamanla hafızanın tamamen silindiği ve dış dünyayla iletişimin koptuğu, demans adı verilen klinik tablo pek çoğumuzun korkulu rüyalarından biri. Son araştırmalarla birlikte iki dilli yetişmenin Alzheimer demansı gibi nörolojik hastalıklara karşı koruyucu olduğuna dair kanıtlar her geçen gün güçleniyor.

26 yasında Almanya’ya taşınıp Almanca öğrenmek zorunda kalmak benim için oldukça zorlayıcı -ama bir o kadar da keyifli- bir deneyim oldu. Almanca’yı nispeten akıcı konuşmaya başladığım ilk iki yılın sonunda bile, kendimi çocukken öğrendiğim İngilizce dilinde ifade etmek benim için çok daha kolaydı. Almanya’da geçirdiğim 5 yılın sonunda artık bu dilde konuşmak ve düşünmek hayatımın rutin bir parçası. Yine de bu dili yetişkin yaşta öğrenen biri olarak, oldukça uzun ve zor kelimelerini asla çocuk yaşta öğrenenler kadar iyi telaffuz edemeyeceğim kesin. Bu nedenle çocuklara henüz küçük yaşlarda Türkçe’nin yanında ikinci bir dil öğretmeniz onu geleceğin daha da küreselleşecek dünyasına hazırlamak için yapabileceğiniz en önemli desteklerden biri olabilir.

***

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.

***

Kaynaklar ve ileri okuma:

Brain Blogger Why do children learn foreign languages so easily?

NöroBlog Annesinin sesi bebeğin beynini nasıl şekillendiriyor?

Neuroscience News Bilingual people may find it easier to learn new languages

The Guardian Being bilingual may delay Alzheimer’s and boost brain power

Görsel Freepik.com