Nörohukuk: Sinirbilim ve Adaleti Birleştirmek

Journal of Law and Bioscience isimli bilimsel dergideki bir analize göre ABD’de sinirbilime atıf yapan mahkeme kararları 2005 yılından 2012’ye kadar iki katına çıktı.

Nörohukuk ABD mahkemelerinde kendine yer edinmeye başladı, bununla birlikte sinirbilimsel savların herhangi bir davada kullanılıp kullanılamayacağına ve kullanılacaklarsa nasıl kullanılacaklarına yargıçlar karar veriyor.

nörohukuk 3

ABD’de bir bölge mahkemesinin yargıcı olan ve bir nörohukuk projesi yürüten Jed Rakoff yargıçların sinirbilime olan bakışını “kararsız ve şüpheci” olarak nitelendiriyor. Yargıçlar bir yandan beyin biliminin faydalarını ve bu alandaki gelişmeleri takdir ederken diğer yandan beyin biliminin nesiller boyunca kabul gören bazı düşüncelerinin zamanla yanlışlanması nedeniyle konuya şüpheyle yaklaşıyorlar.

Nitekim önceki yüzyıllarda frenoloji, öjeni ve lobotomi gibi bilimsel iddialar bir dönem “sinirbilimsel gerçekler” olarak kabul edilmiş ancak hukuksal alanda felaket sonuçlar doğurmuştu.

Yargıç Rakoff bu sebeplerle özellikle şahsi veya yüksek tazminatlar istenen davalarda beyin bilimine danışmaktan sakındığını söylüyor. Buna rağmen sinirbilimin genel esaslarını anlamanın halkın suça olan bakış açısını değiştirebileceği düşüncesinde. Bunu yapmak için de sinirbilimcilerin yargıçları ve kamuoyunu sinirbilimin temelleri ve bu konudaki mevcut bilgilerimizin sınırları konusunda eğitmeleri gerektiğini belirtiyor.

Hatalı Anılar

Görgü tanığı ifadeleri mahkeme salonlarının vazgeçilmezidir. Bir kurban veya olayın tanıkları harika bir bilgi kaynağı olarak görülüyor ve genelde tek bir tanık bir sanığı hapse göndermek için yeterli olabiliyor.

Ancak sinirbilim sayesinde biilyoruz ki görgü tanığı ifadesi sanıldığı kadar güvenilir bir kaynak değil. Hafıza üzerine yapılan araştırmara göre uzun süreli hafızanın doğruluğunu etkileyen pek çok unsur var. Gece gerçekleşen bir gasp olayında kurban, saldırganın yüz özelliklerini belirleyemeyebilir. Çünkü az ışık ve stresin detayları hatırlamaya yönelik negatif etkisi bu eylemi zora sokacaktır. Farklı ırktan insanlarınkiler başta olmak üzere, yüzleri hafızada kalanlarla tanımak sanıldığından çok daha zor.

Tanık saldırganın yüzünü net biçimde görse bile, hafıza zamanla bu görüntüleri değiştirebilir. Sinirbilimcilere göre bir anıyı tekrar hatırlamak onu yeniden şekillendirerek yeni bir anı haline getiriyor. En travmatik olaylar bile hatırlandıkça değişime uğruyor. New York’ta yapılan ve deneklerin yaşadıkları deneyimleri bir yıl aradan sonra ne kadar hatırlayabildiklerini test eden bir çalışmada katılımcılar, yaşadıkları olaylara dair detayların %40’ını gerçekte olandan farklı hatırladı.

Hafıza araştırmacıları görgü tanığı ifadelerinin değerli bir kaynak olmasına rağmen neredeyse hiçbir zaman tamamen doğru olmadığı konusunda uyarıyorlar. Eğer sinirbilimciler bu çalışmalarını halka daha iyi anlatabilirlerse görgü tanığı ifadeleri üzerinde oluşacak yeni görüşler mahkeme salonlarındaki manzarayı çarpıcı bir şekilde değiştirebilir.

Uyuşturucu Politikasının Geleceği

Rakoff sinirbilimin hukuk alanında doğuracağı sonuçlar hakkındaki şüphesini ifade ederken, kamuoyu politikası oluşturma ve bunu değiştirme üzerindeki potansiyeline övgüde bulunuyor.

hapisteki insan sayisi ABD

ABD’de son birkaç on yılda büyük bir kısmını uyuşturucu tutuklularının oluşturduğu mahkeme popülasyonu %500’ü aşan bir artış gösterdi. Çünkü “zorunlu minumum ceza” gibi politikalar yargıçlara uyuşturucu kullananları mahkum etme konusunda çok dar bir indirim alanı tanıyor ve bu da uyuşturucu bağımlılığını anlama ve tedavi etmeyi ceza hukukunun en acil problemlerinden bir haline getiriyor.

Modern bağımlılık bilimi bu politikaları sorguluyor. Uyuşturucu kullanmak, beyinde dürtü kontrolünden sorumlu ve arzuları kontrol etmeyi etkileyen prefrontal kortekste görülen yapısal değişikliklerle yakından ilişkili. Bu değişikliklerin uyuşturucu kaynaklı olup olmadığı henüz bilinmese de bu bulgular kanıta dayalı tedavinin gerekliliğine işaret ediyor.

Rakoff ve bazı sinirbilim uzmanları cezai önlemleri sinirbilime dayandırılmış rehabilitasyon yöntemleri ile değiştirecek bir sistem üzerine tartışmakta. Araştırmacılar son yıllarda bağımlılığı anormal beyin fonksiyonu olarak görüyor ve yeni rehabilitasyon uygulamaları geliştiriyor. Bağımlılığı suçtan çok tedavi edilebilecek bir hastalık olarak görmek, suç tekrar oranlarının düşmesine ön ayak oluyor.

Sinirbilim ceza yargısının geleceğini tanımlamada önemli bir rol oynayabilir. Çocuk yargılamaları, hücre hapsinin etkileri, yalan tespiti ve sorumluluğun doğasına kadar pek çok konuya dair anlayışımızı değiştirme potansiyeline sahip. Yargıç Rakoff’un da dediği gibi; sinirbilimciler konuya müdahil olup daha etkili ve adil bir hukuk sistemi oluşturma konusunda sorumluk almak zorundalar.

***

Çeviri: Cerrahpaşa Nörobilim Kulübü’nden Ebrar Kıyak

Yazı ilk olarak 22 Kasım 2017 tarihinde Knowing Neurons sitesinde İngilizce olarak yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile gerçekleştirdiği işbirliği ile Türkçe diline çevrilmiş ve yayınlanmıştır.

***

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.