Beynimizdeki Muhafızlar: Glia Hücreleri

Bir grup hücre her gün beynimizdeki sinirsel yapıyı gözlemlemek ve korumak için yorgunluk nedir bilmeden çalışır durur. Hatta bazıları etrafta tıpkı video oyunlarındaki keşif dronları gibi gezerek nöral ağları tararlar. Bir tehlike algıladıklarında ise, beynimize zarar verecek işgalcilere saldırmak için şekil değiştirebilirler.

Fakat bu hücreler sinir hücresi değil. Glia olarak adlandırılan başka hücreler.

Bu muhteşem glia hücreleri beynimizin muhafızları ve koruyucularıdır. Ancak bu hücrelerin gerçekleştirdiği bir dizi görevi ve nasıl çalıştıklarının karmaşık ayrıntılarını henüz yeni yeni anlamaya başladık.

Yapıştırıcı (glue) anlamına gelen Yunanca bir kelimeden isimlerini alan glia hücreleri ilk kez 1800lerin başında keşfedildi. Fransız Doktor Rene Dutrochet yumuşakçaların sinir sistemini çalışırken sinir dokusundaki büyük yapıların arasındaki küçük topakları fark ederek glia hücrelerinden ilk defa bahseden kişi oldu. Yaklaşık 30 yıl sonra, Alman patolog Rudolf Virchow kendi beyin çalışmalarında bu hücrelere rastladı ve onların nöronların bir arada durmasını sağlayan bir tür bağ doku olduklarını düşündü. Bu yüzden onlara zamanla nörogliaya evirilecek olan nöral-yapıştırıcı (nerve-glue) anlamındaki “nervenkitt” ismini verdi. Zaman geçtikçe diğer bilim insanları (ayrıntılı bilimsel nöron çizimleriyle bilinen ünlü Santiago Ramón y Cajal gibi) bu gizemli hücrelerin tanımlanmasına kendi hipotez ve gözlemleri ile katkıda bulundular.

Bu bilim insanlarının ortak çalışmaları, glia hücrelerinin nöronlar için sadece yapışıp büyüyebilecekleri bir yapı olmadıklarını anlamımızı sağladı. Bu hücreler aynı zamanda nöronlara önemli yiyecekler ve oksijen sağlamanın yanı sıra beynin içindeki ortamı da düzenlerler (homeostaz). Glia hücreleri ayrıca yeni sinaps oluşumunda (sinaptogenesis) ve sinaptik esneklik gibi süreçler yardımıyla beynin uyum yeteneğinde önemli rol oynarlar.

Nöronlar birbirleri ile iletişim kurmak için sinaptik boşluğa nörotransmitterleri salgıladıklarında, astrosit adı verilen özel bir tür glia hücresi “kullanılmış” nörotransmiterlerin ortamdan temizlenmesine yardımcı olarak bu moleküllerin birikerek toksik etki göstermesini engeller. Diğer glia hücre türleri (mikroglia, oligodendrosit ve ependimal hücreleri gibi) nöronların gelişmelerine, göç etmelerine, büyümelerine ve beynin değişken ortamında sağlıklı kalabilmesine yardımcı olurlar. Özellikle mikroglia hücreleri bağışıklık hücrelerinin beynin hasarlı bölgesine yönlendirilmesini ve eşlik eden inflamasyonun kontrol edilmesini sağlayarak dikkate değer koruyucu özellikler sergiler.

Bilim insanları glia hücrelerinin sayıca sinir hücrelerinden çok fazla olduklarını (yaklaşık 10 kat) düşünüyorlardı. Ancak daha yakın zamanlı araştırmalara göre glia ve nöron oranı beyin bölgesine göre farklılıklar gösterebilir. Örneğin, serebral kortekste glia hücrelerinin oranı 1:1 iken beyincikte bu oran 0.23:1‘e düşmekte.

Sinirbilim çalışmaları yüzyıllardır devam etmesine rağmen, glia hücreleri oldukça yeni bir alan. Bu hücreler hakkında yaptıkları işlerin çeşitliliğinden tutun da, bunları nasıl yaptıklarının tam mekanizmalarına kadar öğrenmemiz gereken çok şey var. Ayrıca bu hücrelerin pek çoğu Alzheimer hastalığı ve amyotrofik lateral skleroz gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilmişler.

Bu meşgul hücre topaklarının beyni nasıl koruduğunun gizemini keşfetmek, bu gibi hastalıklar için gelecekte potansiyel tedavi yöntemleri geliştirilmesine yardım edebilir. Dahası, bu hücreleri anlamak beynimizin nasıl uyum sağladığı gibi geniş kavramlardan yeni anıları nasıl oluşturduğu gibi daha özel kavramlara kadar beynimizin kendisini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Bütün bu gizemlere ve sorulara rağmen, şu kesin ki glia hücreleri sağ olsunlar sinirbilim alanında araştırılacak daha çok şey var.

Çeviren: Kübra Çelikbaş

Yazı ilk olarak 25 Ekim 2018 tarihinde Knowing Neurons sitesinde İngilizce olarak yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile gerçekleştirdiği işbirliği ile Türkçe diline çevrilmiş ve yayınlanmıştır.

Kadın Beyni Erkek Beyninden Daha Aktif

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.