Bilingual Beyin: İki Dilli Olmak Avantaj Mı, Dezavantaj Mı?

 

Geçen birkaç yıl içinde, çift dillilik (bilingualizm) araştırmaları üzerine bir sürü makale olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Bunlardan bazıları zihnimizi uyarsa da, bazıları güvenden çok şüphe duymamıza neden oluyor. Tartışmanın bir tarafındaki gruplar bilingualizmin dilsel olmayan beceriler, yetenekler ve fonksiyonlarını gözlemlemişken diğerleri bu bulguları yeniden ortaya koyamadı.

“Bilingual olmanın avantajları” hakkında koparılan yaygaraları bir kenara bırakırsak, çoğu araştırmacı için bu tartışma “bir avantaj var mı yok mu” gibi basit bir sorunun ötesine geçmiştir. Bilingualizm bilişsel bir avantaj sağlar mı diye sormak yerine, araştırmacılar bilungalizmin özel etkilerini daha iyi anlamak için farklı yaklaşımlardan söz etmeye başladılar.

Bu farklı yaklaşımların ne olduğu hakkında bir fikrimiz olması için şunu düşünün: Acaba birden fazla bilingualizm tipi olabilir mi? Doğuştan itibaren 2 dili öğrenenler kendiliğinden bilingual; evde farklı bir dili konuşup okulda yaygın olan dili öğrenenler erken evre bilingual; bir dil ile büyütülmüş olup ama daha sonra başka bir dili konuşan bir ülkeye göç edenler geç evre bilingual olarak adlandırılır. Bu 3 tip arasındaki farklılıklar çok da önemli değildir. Bunlar sıklıkla telaffuzdan okuduğunu kavramaya kadar dilin farklı alanlarıyla ilgili yeterlilik ve akıcılık konusundaki farklılıklardır.

Son zamanlarda yayınlanan bir çalışmada, Washington Üniversitesi’nden Patricia Kuhl ve arkadaşları tarafından, ikinci dilin 2 kullanım şekli incelendi: dinleme ve konuşma. Araştirmacılar diffüzyon tensör görüntüleme (DTI) olarak isimlendirilen bir teknik kullandılar. Beynin içinden su molekülleri geçirerek beyaz maddenin ölçülmesi şeklinde gerçekleştirilen bu yöntem ile, Amerika’da yaşayan İspanyolca-İngilizce billingualler ile İngilizce monolingualler arasındaki farklar değerlendirildi. Araştırmacılar bu veriyi, bilinguallerin ikinci dillerindeki konuşma ve dinleme yetileri hakkında kendi kendilerine yaptıkları ölçümlerle kombine ederek, her bir deneyimin beynin beyaz maddesi üzerine etkisini analiz etmek için kullandılar.

Peki neden beyaz madde? Beyaz madde esas olarak sinir hücrelerinin sinyalleri iletmesini sağlayan aksonlarından oluşmuştur. Bu, beyaz maddeyle çalışmanın beyin bölgeleri arasındaki bağlantısallığı ölçmenin bir yolu olduğu anlamına gelir. Eğer insan beynini bir bardaktaki su olarak düşünürsek (buradaki bardak kafatasımız oluyor) beyaz madde bu bardaktaki bir pipet gibidir: Suyu aksonların hareket ettiği yönde iletir.

Yaygın bir DTI ölçümü olan fraksiyonel anizotropi (fractional anisotropy, FA) beyindeki sıvı akımının tüm şeklini haritalar. Diğer bir önemli ölçüm ise radyal yayılabilirlik (radial diffusivity, RD), ki bu araştırmacıların pipet yönündeki zayıf noktaları tam olarak belirlemelerine yardımcı olur. Bu noktalar suyun “kaçabileceği” noktalardır. Araştırmacıların uzun zamandır bildirdiği üzere, sağlıklı bir beyinde, beyaz madde yüksek FA (yani bir yöne doğru olan akım) ve düşük RD (yani diğer yönlere olan sıvı kaçağı) gösterir.

null
FA (sol) ve RD (sağ) ile yakın ilişkideki bölgeler:. Kırmızı renk, konuşmayla ilgili alanları; sarı renk, dinleme ili ilişkili alanları göstermektedir.

Yakın zamanda Kuhl ve arkadaşları çalışmalarında çeşitli beyaz madde yolaklarında tek dillilerin bilinguallere göre daha yüksek FA ve daha düşük RD düzeyine sahip olduğunu keşfetti. Bu, bilingualler için dezavantaj gibi görünüyor. Ama olay o kadar basit değil. Gerçek bilingual deneyimin ya da ikinci dili dinleme ve konuşmada harcanan zamanın tahmini etkisini incelediklerinde, bilingualler ve tek dilliler arasındaki farklılığın bilingualler lehine azaldığını buldular.

Özellikle ikinci dilde dinleme üzerine harcanan fazla zaman, dil üretimi ile ilişkili alanlarda daha düşük RD düzeyleri ile bağlantılıydı. İkinci dilde konuşma üzerine harcanan fazla zaman ise beynin bir dili kavramayla ilişkili olan bölgesiyle bağlantılıydı.

Aslında,  araştırmacılar daha fazla ya da daha az bilingual deneyimi olanlarla tek dillileri karşılaştırdıkları bir follow-up analiz yaptıklarında, en az 4 yıl boyunca Amerika’da yaşayan bilinguallerin tek dilliler ile kıyaslandığında benzer seviyede  beyaz madde düzeyine sahip olduklarını keşfettiler. Sadece 2 yıl ve daha az Amerika’da yaşayan bilingualler tek dillilerle karşılaştırıldığında oldukça farklı bir pattern gösteriyordu.

Bu araştırmanın sonuçları bize bilingualizmin beyni etkileyebilen bir sürü faktörden sadece biri olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bu çalışmada daha önce bahsedilmeyen bir diğer özellik ise hemen hemen tüm bilinguallerin göçmen olmasıydı, halbuki monolinguallerin hiçbiri göçmen değildi. Ülkeler arasında erken dönem beslenme ve stres gibi temel beyaz madde düzeyini etkileyebilecek bir dizi faktör olabilir.

Sonuç olarak, göçmen olan bilingualler ve göçmen olmayan tek dilliler arasında yapılan karşılaştırmalar ideal değildir. Bu çalışmadaki tek dilliler ve bilingualler arasındaki genel farkı dikkatle yorumlamalıyız. Kritik katkının tek dilliler ve bilingualler arasındaki genel farktan ziyade, bilingual deneyimin etkisi olduğuna inanıyorum: ikinci dilinizi aktif kullanmanız beyninizdeki beyaz madde düzeyini daha sağlıklı bir noktaya getirecektir.

Bu çalışma bize, bilingual olma deneyimini dikkate almanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Tüm bilingualizm çalışmalarını bir araya toplamak ve genelleştirilmiş çıkarımlar yapmak doğru değil. Onları bir araya getirmek istiyorsanız, ifade edilen bilişsel ve anatomik avantajlara bakmaksızın, bilinguallerin iki kat daha fazla iletişim halinde oldukları toplum, deneyimledikleri kültür, okudukları gazete olduğunu hatırlamakta fayda var. Eğer bu bir avantaj değilse, avantaj nedir? Milyonlarca insan tam da bu nedenlerle İngilizce öğreniyor. Ana dili İngilizce olmayanların sayısı, anadili İngilizce olanların yaklaşık üç katı.

Çeviren: Şeref Karabulut

Yazı ilk olarak 25 Temmuz 2018 tarihinde Knowing Neurons sitesinde İngilizce olarak yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile gerçekleştirdiği işbirliği ile Türkçe diline çevrilmiş ve yayınlanmıştır.

Yabancı Dil Öğrenmenin Sinirbilimi ve İki Dillilik

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.