Sinirbilimde Bu Hafta #4

Sinirbilimde Bu Hafta, NöroBlog Podcast kanalı üzerinden sesli yayın olarak da yayınlanıyor.

NöroBlog’a Spotify, Apple iTunes Podcastler, Android Stitcher Radio ya da SoundCloud üzerinden abone olabilirsiniz.

Haftanın sinirbilim haberleri:

Bilim insanları ilk kez omurilik felçli bir hastanın omurga ve kaslarına implante ettikleri elektrodları uyararak yürüyebilmesini sağladılar.

Araştırmacılar yeni tekniği az sayıda hasta üzerinde denediler ve tamamının hareket yeteneğinde gelişme sağladıklarını açıkladılar. Öyle ki bu hastalardan biri yürüteç adı verilen bir yardımcı gereç sayesinde iki ayak üzerinde durarak yürüyebilmeyi bile başardı.

Omurilik felci özellikle trafik kazaları gibi travmalar sonucu beyin ile omurilik arasındaki bağlantının kopması nedeniyle beyinden gelen emirlerin kaslara iletilememesinden kaynaklanıyor. Kaslar beyinden gelen emirleri alamadıkları için vücut travmanın oluştuğu bölgenin altında tamamen felçli kalıyor ve yürüme yeteneği kaybediliyor. Bu ve benzeri tedaviler çoğunlukla genç hastaları etkileyen bu trajik durumun tedavi edilmesini sağlayabilir.

Araştırmacılar “epidural elektriksel uyarım” adı verilen tekniğin henüz geliştirilme aşamasında olduğunu ve her omurilik felcinde kullanılıp kullanılamayacağının belirsiz olduğunu belirtiyorlar.

Beyin Geleceği Tahmin Etmek İçin İki Farklı Saat Kullanıyor

Yeni bir araştırmaya göre, beynimizde hareketlerimizi zamanlamamızı sağlayan iki saat var: Biri hafızamıza, diğeri ise ritim duygumuza dayanıyor.

UC Berkeley’den bilim insanlarına göre, bu iki zamanlama işlemini yapmak için beynin farklı bölgeleri kullanılıyor. Beynimizdeki bu iki zamanlama sistemi, beynimizin geleceği tahmin etmesinde rol oynuyor. Ritmik zamanlamadan temelde beynimizin derinlerinde bulunan beyin bölgelerinden oluşan bazal ganglia sorumluyken, anlık zamanlamadan ise beyincik sorumlu.

Çalışmanın sonuçlarına göre beyindeki bir zamanlama sisteminin bozulması halinde diğer sistem o sistemin yokluğunu kompanse etmeye çalışıyor, ancak bunda sadece belirli bir dereceye kadar başarılı oluyor.

Beyinde iki farklı zamanlama sisteminin bulunduğunun gösterilmesi, Parkinson ve kronik alkol kullanımı kaynaklı Wernicke-Korsakoff sendromu gibi hastalıkları daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

Çalışmayla ilgili detayları NöroBlog.net’teki yazımızda bulabilirsiniz.

Beyin anıları depolarken önceliği en çekici anılara veriyor.

Sinirbilim çalışmaları “hafızamızın ana varlık sebeplerinden birinin” gelecek planları kurmak ve gelecekte almak zorunda olduğumuz kararlar konusunda hazırlıklı olmak olduğunu gösteriyor. Öte yandan beynimiz her anımızı tüm detaylarıyla hafızasına kodlayamaz. Bazı anılar diğerlerinden daha canlı halde beynimizdedir.

ABD’nin Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar beynin hangi anıları depolamaya hangilerini ise silmeye karar verdiğine dair yeni bir araştırma yaptılar. Araştırmanın sonuçlarına göre beynimiz, gelecekte işine yarayacağını tahmin ettiği ve içinden bir “ders” çıkardığı anıları depolamaya eğilimli. Daha nötral ve net bir sonuca bağlanamamış olaylar ise beynimiz tarafından uzun süreli hafızaya aktarılmaya uygun bulunmuyor ve hızlıca siliniyor.

Bilim insanları anıların uzun süreli hafızaya aktarılıp aktarılmamasının beyin tarafından seçilmesi sürecinde dopamin nörotransmitterinin önemli bir rol oynayabileceğini tahmin ediyorlar.

Testosteron tedavisi erkeklerde depresyon semptomlarını azaltabilir.

1890 erkeğin katıldığı 27 araştırmanın sonuçlarını değerlendiren bilim insanları, özellikle yüksek dozlarda verilen testosteron hormonunun erkeklerde depresyon semptomlarını azaltabileceğini buldular.

Testosteron erkeklerin libido ve saldırganlık gibi davranışsal özelliklerini değiştirebilen nöroaktif bir hormon. Bunun yanında testosteronun sinir hücrelerinin değişimi destekleyici, yani nöroplastisiteyi artırıcı etkileri olduğu düşünülüyor. Bu nöroplastisiteyi artırıcı etki, hormonun depresyon semptomlarını azaltmasını açıklayabilir.

Çalışmanın sonuçlarına göre testosteronun depresyon semptomlarını azaltıcı etkisi antidepresan ilaçlarla karşılaştırılabilir düzeydeydi. Bununla birlikte bilim insanları hormonun bu amaçla kullanılabilmesi için daha fazla çalışma yapılmasının şart olduğunu belirtiyorlar.

Yetişkin bir erkeğin testisleri haftada ancak 50 ila 75 mg civarında testosteron üretiyor ve yüksek dozlarda testosteronun uzun süreli kullanımının yaratabileceği yan etkiler konusunda henüz bilgi sahibi değiliz.

Sinirbilimde Bu Hafta #3

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.