Kış Nöronlarımıza İyi Geliyor

Ekibimizden Anıl Toklu Knowing Neurons'dan çevirdi.

Yılın yine bu zamanlarındayız. Güney Yarımküre yaz mevsiminin bunaltıcı sıcağıyla başa çıkarken soğuk, dünyanın geri kalanını süpürüyor, kar yağışını, şiddetli rüzgarları ve gününüzün çoğunu yatakta kıvrılarak geçirmek için karşı konulmaz bir arzuyu da beraberinde getiriyor.

Kış, bütün yaz severlerin ünlenmiş düşmanıdır ve bu mevsimin son derece soğuk ayları kesinlikle bu olumsuz ününe katkıda bulunmuştur. Küflü parkalar, şüpheli baloncuk şapkalar ve burun akıntısı bu sezonun olağan şüphelilerinden sadece birkaçı. Ve eğer bu yeterli değilse, karanlığa bağlı mevsimsel duygusal bozukluk veya kış hüznü adı verilen tıbbi bir durum, kış ve karmaşık ruh hal değişiklikleri arasındaki görünür bağlantıyı açıklayabilir. Yine de bilim insanları karanlık günlerin o kadar da karanlık olmadığının sonunda farkına varıyorlar.

Çevremizdeki sıcaklığın beynimizin çalışmasını etkilediği düşüncesi çok zor görünebilir. Ancak, yeni kanıtlar sıcaklığa bağlı değişikliklerin karar vermenizi etkileyebileceğini öne sürüyor. Bu ilginç çalışmalar sıcak havalarda iyi kararlar vermediğimizi göstermiştir.

Sadece birkaç ay önce, Jose Cedeño-Laurent ve arkadaşları, klimalı ve klimasız yatakhanelerde yaşayan öğrencilerde bilişsel performanstaki farklılıkları inceledi. Çalışma, 2016 Boston sıcak hava dalgası sırasında Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu’nda gerçekleştirildi ve aşırı sıcaklığın halk sağlığı üzerindeki sonuçlarını açıklığa kavuşturmayı amaçladı. Bulgular, klima olmadan yaşayan öğrencilerin bilişsel testlerde “daha soğuk” yaşıtlarına kıyasla %13,4 daha uzun reaksiyon süresi gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, klimalı odalarda bulunan öğrenciler yanıtlamada sadece daha hızlı olmakla kalmamış, aynı zamanda daha isabetli olmuşlardır.

Bir testte doğru kutuyu işaretlemek bir ölüm kalım deneyimi gibi hissettirse de, tarih savaş alanında hızlı ve etkili bir yanıt verebilmenin gerçek anlamda yaşam ile ölüm arasındaki farkı yaratabileceğini bize gösterir. Peki askerler çevresel olarak zorlayıcı koşullar altında karmaşık kararlar vermeleri gerektiğinde ne olur? Bu soru, çöl koşullarında en az bir yıl geçirmiş olan birliklerde bilişsel performanstaki değişiklikleri değerlendiren Hint Silahlı Kuvvetleri Tıp Fakültesi’ndeki bir grup bilim insanının ilgisini çekti. Sonuçlar iyi değildi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, yüksek sıcaklığın zihinsel performansı etkileyebileceği fikrine ek olarak, sıcak iklimlerde dikkat, konsantrasyon ve hafızada önemli bir düşüş olduğu da ortaya kondu.

Peki ya soğuk iklimler? Kış ve biliş arasındaki görünür bağlantıyı incelemek için yapılan en eski çalışmalardan biri, altmış iki katılımcının kış ve yaz aylarında çeşitli zihinsel fonksiyonlarının incelendiği Norveç Tromsø’da yapıldı. Bu çalışmada, deneklerin kış aylarında yaz aylarına göre daha fazla dikkat ve daha kısa tepki süreleri gösterdikleri bulunmuştur. Bu bulgular, düşük sıcaklıkların beyin fonksiyonlarını geliştirdiği ve daha iyi karar verilmesine yol açtığı teorisini desteklemektedir.

Yine de bu varsayılan etkinin biyolojik mekanizmaları hakkında sıcak (evet, doğru) bir tartışma var. Bir teori, vücudumuzun bizi soğutmayı, bizi ısıtmaktan daha zor bulduğudur. Tıpkı insan vücudunun diğer tüm organlarında olduğu gibi, beynimiz de zihinsel süreçlerimizi beslemek için yiyeceklerde bulunan ve vücudumuzun enerji için kullandığı bir tür şeker olan glikozdan yararlanır. Araştırmacılar vücudu soğuturken ısıtmaya göre daha fazla glikozun gerekli olduğunu bulmuşlardır, bu da sıcak iklimlerde soğutma işleminin neden olduğu fiziksel taleplerin glikozu soğuk iklimlerde olduğundan daha kolay tüketerek beynin çalışmasını tehlikeye attığını düşündürtmüştür. Tersine, daha serin ortamlarda beyinde daha fazla glikozun mevcut olması ve bunun da karar verme yeteneklerimizi olumlu yönde etkilemesi de bu etkinin sebebi olabilir.

Başka bir olasılık ise sıcaklık azaldıkça sinirsel aktivitenin daha “verimli” hale gelmesidir. Bu fikir, geçtiğimiz günlerde, 28 genç erkek ve kadından, yılın farklı zamanlarında bir beyin tarayıcısında dikkat ve çalışma belleği görevleri yapmaları istendiği bir çalışmanın ardından ileri sürüldü. Bu çalışmanın sonuçları, zihinsel performansın mevsimler arasında önemli ölçüde değişmediğini ancak beyin aktivitesinin dikkati çekecek şekilde kışın en düşük, yaz aylarında ise en yüksek noktasında olduğunu göstermiştir. Kışın bu azalmış beyin etkinliği, beynin yaz ve kış arasında eşit derecede iyi performans gösterdiği ve kışın önemli ölçüde daha az enerji tükettiği gösterilmiş olduğu için verimlilik artışı olarak yorumlandı.

Yukarıdakilerin hepsi, insanların sıcak iklimlerde kötü kararlar almaya daha yatkın olduğu anlamına mı geliyor? Ve daha önemlisi, kafanızı buzdolabına sokmak, sınavlardan geçmenize yardımcı olur mu?

Korkarım cevap hayır. Yukarıdaki bulgular yılın en karanlık mevsimine ışık tutarken, soğuktaki bilişsel işlevlerle ilgili deneysel kanıtlar her zaman bu kadar açık değil. Muller ve Kent State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, genç ve sağlıklı erkeklerin soğuğa maruz bırakılma ve tekrar ısınma dönemlerinde zihinsel performansını incelemek için bilgisayarlı bir test bataryası kullandı. Ortaya çıkan veriler, çalışma belleği ve yürütücü işlevlerin denekler düşük sıcaklıklara maruz kaldıklarında ortalamaya göre azaldığını gösterdi. Çoğu araştırma, daha düşük sıcaklıkların genellikle zihinsel aktiviteyi arttırdığını öne sürdüğü için bu sonuç ilginçtir. Peki bu farklılıklar nereden geliyor?

Bazı uzmanlar, karmaşık bulguların soğutma süresi veya yöntemi ya da araştırma için benimsenen belirli bilişsel görevler nedeniyle olabileceğine inanmakta. Bu nedenle, soğuk havanın bilişsel işlevler üzerindeki kesin etkisinin hala yeterince anlaşılamadığını ve beyin fonksiyonunda ölçülebilir değişiklikler elde etmek için en uygun soğutma sıcaklığının ve süresinin henüz belirlenemediğini unutmamak önemlidir. Yani farklı düşük sıcaklıklara maruz kalmak veya soğuk havadan daha uzun süre etkilenmek, her çalışmanın sonucunu değişik şekilde etkileyebilir ve bu nedenle literatürdeki çelişkili sonuçları açıklayabilir.

Bu bulgular, kış mevsiminin bizi durgun ve karamsar hale getirdiği yönündeki popüler varsayımın bilimsel incelemeye dayanmadığını gösteriyor. Buna karşılık, beyninizin kışın daha iyi çalıştığı, bilim adamlarının “eko mod” olarak adlandırdıkları, daha az kaynak tüketilmesine rağmen yaz aylarında olduğu kadar iyi performans gösterdiği bir döneme girdiğine dair kanıtlar birikiyor. Eğer siz de kış hüznü yaşayan insanlardan biriyseniz, bu canlandırıcı keşif, yılın en karanlık günlerine yeni, daha parlak bir ışıkla bakmanıza yardımcı olabilir.

Çeviren: Anıl Toklu

Yazı ilk olarak 31 Ocak 2019 tarihinde Knowing Neurons sitesinde İngilizce olarak yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile gerçekleştirdiği işbirliği ile Türkçe diline çevrilmiş ve yayınlanmıştır.

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: http://patreon.com/NoroBlog

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.