Ölü Bir Beyni Diriltmek Mümkün mü?

Nature dergisinin dünkü (17 Nisan) son sayısında yayınlanan ilginç bir çalışma, medyada hızla kendine yer buldu. BBC gibi saygın kuruluşların da aralarında bulunduğu medya organlarının manşetlerinde “ölü domuzların beyinlerinin yeni bir teknik sayesinde hayata döndürüldüğü” iddia ediliyor. Popüler bilim haberlerinin birçoğunda bu çalışmayla birlikte “ölüm ile yaşam arasındaki çizgiyi” çizmenin zorlaştığı, hatta bu tekniğin başka memelilerde ve belki insanlarda bile uygulanabileceğinden bahsediliyor.

Ölü Domuz Beyinleri Diriltildi Mi?

Yale Tıp Fakültesi’nden bilim insanları tarafından yapılan çalışmada öncelikle 32 domuz beyni mezbahadan alınarak laboratuvara getirildi. Bilimsel araştırmalar için çok da sıradan olmayan bu materyal toplama yönteminin ardından bilim insanları, bu beyinleri özel bir sıvının içine koydular. Kanın biyokimyasal özelliklerinin taklit eden bu sıvı, özel bir mekanizmayla beyne aktarıldı. Bu aktarımın ardından sıvı, domuzların kısmen çökmüş (kollaps halindeki) damarlarına özel bir yöntemle pompalandı ve sıvının ölü beyinleri beslemesi sağlandı. Bu özel mekanizmanın işlemesiyle birlikte ölü domuz beyinlerindeki hücrelerin bir kısmının yeniden çalışmaya başladığı gözlendi. Ayrıca ölümle birlikte beyinde yaşanan bazı hücresel dejenerasyonların da kısmen düzeldiği görüldü.

Çalışmayan hücreler çalışıyorsa domuz beyni dirilmiş sayılmaz mı?

Hayır, sayılmaz. Çünkü çalışmayı yapan bilim insanlarının da altını çizdiği çok önemli bir ayrıntı var. Beyin hücreleri kısmen canlansa bile, domuzların beyinlerinde yapılan ileri çalışmalarda elektriksel bir aktivite gözlenmediği; elektroensefalografi adı verilen teknikle bakıldığında ise bu beyinlerin, beyin ölümü yaşamış bir hayvandaki gibi beyin aktivitesinden yoksun olduğu görülüyor.

Beyin Aktivitesi Neden Bu Kadar Önemli?

Yoğun bakımdaki bir insanı gerekli destekleri sağlayarak (böbrek, kalp, akciğer vs.) uzun yıllar boyunca yaşatmak teorik olarak mümkün. Her ne kadar böbrek, akciğer ve kalp gibi organların aktivitesini yapay olarak taklit etmek ve hastaları yaşatmak mümkün olsa da, güncel bilgilerimiz beyin aktivitesini tamamen kaybetmiş bir insanın bu aktiviteyi geri kazanmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Bu nedenle beyin aktivitesini kaybetmiş, yani beyin ölümü gerçekleşmiş bir insan, pratikte ölü kabul ediliyor.

Yani, yukarıda bahsettiğim çalışmada “yeniden diriltilmiş” gibi görünen beyinler, beyin aktivitelerinin olmaması nedeniyle aslında hala ölüler.

Ölmüş Bir Beyni Diriltmek Neden Mümkün Değil?

Beyin, ağırlığımızın sadece %2’sini oluşturmasına rağmen vücudumuzdaki kanın %20’sinden fazlasına ihtiyaç duyuyor. Bu da beynin kana oldukça bağımlı bir sistem olduğunu gösteriyor ve kan dolaşımının bozulması beynin hızlı bir şekilde zarar görmesine neden oluyor. Beyin dokusunun kansız ve dolayısıyla oksijensiz kaldığı bir durumda 4-6 dakika içerisinde beyin hücrelerinin ölümü başlıyor. Bu sürenin uzaması hücrelerinin önemli bir kısmının ölmesine neden oluyor, ki bu süreç beyin ölümü denen fenomenle sonuçlanabiliyor. Hücrelerin ölmesinden sonra beyindeki kan akımı yeniden sağlansa bile, beyin hem ölen hücreler hem de kaybolan bağlantılar nedeniyle yeniden elektriksel aktivite gösteremiyor.

Sonuç olarak, henüz ölmüş bir canlının beynini diriltmeyi başaramadık. Yine de umutsuz olmamak gerek, yaşayan beyinler ölü beyinleri en nihayetinde bir gün diriltecektir.

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek içinhttp://patreon.com/NoroBlog

Kaynaklar ve ileri okuma:

Orijinal Makale Nature – Restoration of brain circulation and cellular functions hours post-mortem
Haber BBC – Pig brains partially revived four hours after death

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.