Depresyonun İmmünolojisi

Yeni çalışmalar depresyonun oluşumunda bağışıklık sisteminin rolünü ortaya koyuyor.

“Kafana takma ya, geçer.”

Bu cümleyi belki duyduk, belki de kendimiz söyledik ama, acaba zihinsel hastalıklar kafaya takmayınca geçer mi? Depresyonu, kanser veya astım gibi hastalıklardan farklı bir kategoride mi değerlendirmek gerekiyor?

Depresyon Nedir?

Depresyon dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı hızla artan ve her geçen gün daha büyük bütçelerin ayrıldığı bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 verilerine göre dünyada görülme sıklığı %4,4’tür. Bu verilere göre dünyada 322 milyon, ülkemizde ise 3,2 milyon insan depresyondan mustariptir. Genetik, çevresel ve biyolojik risk faktörleri ve bunların kombinasyonları depresyona sebep olabilir.

Depresyon; düşündüklerimizi, hissettiklerimizi ve davranışlarımızı negatif yönde etkileyen bir hastalıktır. Odaklanmakta ve karar vermede güçlük, uykuya dalma ve sürdürme sorunları ya da aşırı uyku, artan yorgunluk, suçluluk hisleri, diyetten bağımsız bir şekilde kilo verme depresyon semptomlarından bazılarıdır. Ayrıca depresyon, daha önce keyif alınan aktivitelerden artık keyif alınamamasına sebep olabilir. Depresyon normal duygusal dalgalanmalardan, her gün karşılaşılan olaylara verilen kısa süreli duygusal cevaplardan farklıdır. Teşhisin konulması için bu semptomların en az iki haftadır sürüyor olması gerekmektedir.

Uzun süren hastalık durumu, kişinin yaşamında ciddi sorunlar yaşamasına sebep olabiliyor hatta kişiyi intihar düşüncelerine sürükleyebiliyor olsa da depresyonun tedavisi vardır.

Depresyon Tedavisi

Depresyon, tedavi edilme oranı en yüksek zihinsel hastalıklardandır. Çoğu hastanın semptomlarında tedaviyle birlikte iyileşme görülür. Genel olarak ilaçlarla, psikoterapiyle veya bu ikisinin birlikte kullanımıyla tedavi edilir. Depresyonun ilaçla tedavisinde antidepresanlar kullanılmaktadır. Antidepresanlar, beynin kimyasal dengesinin yeniden oluşturulmasına yardımcı olurlar. Tedavinin yetersiz olduğu durumlarda ise elektrokonvülsif terapiye (EKT) başvurulabilir. Hastalık her bireyde aynı olmadığı için tedavi yöntemleri de çeşitlilik gösterir.

Depresyonun İmmünolojisi

Beyin, vücudun diğer bölümlerinde üretilen kemokinlerden, sitokinlerden ve bağışıklık hücrelerinden doğrudan etkilenir. Bu moleküllerin etki ettiği sinirsel ağlar depresyon hastalarında işlevini kaybedebiliyor. Ayrıca majör depresyonda beyni toksinlerden koruyan kan beyin bariyeri daha geçirgen hale gelir. Bu durum beynin işlev bozukluğunun bir sebebi olarak gösterilebilir. Bunlara ek olarak inflamasyonun, inflamatuar hastalığı olmayan depresyonlu bireylerde de bulunduğu gösterilmiştir.

Yapılan çalışmalar, doğal ve edinilmiş bağışıklık sisteminin nörotransmitterler yoluyla sinir ağları üzerinden depresyon riskini etkilediğini gösteriyor. Depresyon hastalarında sitokin seviyelerinin yüksek bulunması buna işaret ediyor. Yükselen başlıca sitokin olarak interlökin-6 (IL-6) göze çarpıyor. İki meta analiz IL-6 seviyelerinin depresyon hastalarında yükseldiğini net olarak ortaya koymuştur. Bununla birlikte C-reaktif protein, TNF-alfa, IL-1 gibi bağışıklık sistemi ile ilgili diğer moleküllerin de yükseldiği çalışmalar raporlanmıştır.

Özetle depresyonda immün sistemin aktif olduğunu; ancak seviyesi yükselen inflamasyon belirteçlerinin çalışmalar arasında farklılıklar gösterdiğini söyleyebiliriz.

Depresyonun Tedavisinde İmmünolojik Yaklaşım

Depresyonda immün sistemin rolü varsa, bağışıklık sistemini hedef alan tedavilerin olması da akla gelmiştir. Günümüzde bağışıklık sisteminde rol oynayan molekülleri hedef alan ilaçlar ilgi odağı haline gelmiştir. Örneğin Cox-2 inhibitörleri denilen ve normalde ağrı kesici olarak kullanılan bazı ilaçların merkezi sinir sisteminde serotonerjik sistem üzerine doğrudan ya da immün sistem üzerinden dolaylı etkilerle antidepresan özellikler gösterdikleri görülüyor. Depresyona bağışıklık sistemi üzerinden çare bulma çabaları tüm dünyada devam ediyor.

Tüm bu gelişmeler, sinir sistemi ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkilerin depresyonun oluşumunda kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Depresyonu, kanser veya astım gibi hastalıklardan farklı bir kategoride değerlendirmemek gerekiyor. Bu alanda çalışan bilim insanlarının bir kısmı, gelecekte depresyonun bağışıklık sistemine yapılacak müdahaleler ile tedavi edilebileceğini düşünüyor.

Kendinizde ya da etrafınızdaki insanlarda depresyon belirtileri görüyorsanız, doktora başvurmaktan ve çevrenizdeki insanları tedaviye yönlendirmekten çekinmeyin.

Şunu unutmamalıyız ki, depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Yazan: Mustafa Güven
Düzenleyen: Meriç Öztürk

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: http://patreon.com/NoroBlog

Kaynaklar ve ileri okuma:

Makale What is Depression

Makale The role of inflammation in depression: From evolutionary imperative to modern treatment target

Makale The concept of depression as a dysfunction of the immune system

Makale Immunology of Major Depression

Veriler World Health Organization, Depression


Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.

Merhabalar ben Mustafa Güven. 1999 yılında Malatya'da doğdum. Her dört senede bir farklı şehirlerde eğitim gördüm. Malatya, Bitlis, Ankara ve şimdi Van. Şu anda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyorum. Yeni bilgiler öğrenmekten ve paylaşmaktan büyük keyif alıyorum. Hayatım boyunca merak ettiklerimin peşinde oldum ve böyle devam etmeyi umuyorum. İletişim: mgguvenmustafa@gmail.com