Danimarkalı Kız (The Danish Girl)

Aynada gördüğünüz siz ile aslında olduğunu düşündüğünüz sizin birbirinden çok farklı olduğunu söyleseydiniz nasıl karşılanırdınız?

Muhtemelen “sıyırdığınızı” ya da “akıl hastası” olduğunuzu düşünürlerdi, öyle değil mi?

Bazı şeyler “göründüğü” gibi olmayabilir.

Onur haftasına özel film tavsiyemiz, cesaretiyle tüm trans bireylere ilham olan “Dünyanın ilk transseksüeli”nin hayatının anlatıldığı, Danimarkalı Kız (The Danish Girl).

1926’ da Kopenhag’da yaşayan bir ressam adını tarihe yazdıracaktı. Sadece yaptığı resimlerle değil, bedeniyle ilgili verdiği kararlarla da…

Einar Mogens Wegener (yazının geri kalan kısmında Lili Elbe olarak bahsedilecektir), 1882 yılında dünyaya gelir. Resme olan ilgisiyle Kopenhag Sanat Okulu’na giden Lili, hayatının şansı diyebileceğimiz Gerda ile tanışır ve evlenmeye karar verirler.

Birbirine aşık bu çift yaptıkları resimlerle hayatlarına devam ederlerken Gerda, Lili’den bir ricada bulunur. Lili’nin, randevusunu iptal eden balerinin yerine, kendisine modellik yapmasını ister. Modelin kıyafetleriyle tabii… Başta bu teklifi reddeden Lili, sonunda eşinin isteğini geri çeviremez.

Üstüne tuttuğu elbiseyle kendini izlerken, sanki bildiği ama itiraf edemediği bir gerçeğin su yüzüne çıktığını hisseder. Gerda’nın isteği, Lili’nin kendini bulma yolculuğunun yalnızca başlangıcı olacaktır.

Lili kendini yeniden keşfetmek için çaba sarf ederken, Gerda galeri sahiplerinden ve alıcılardan büyük ilgi görmeye başlar. Yıldızı parlayan Gerda’nın tablolarındaki çekici kadın ise dilden dile konuşulmaya, araştırılmaya başlanmıştır bile.

Oysa bu gizemli kadın Gerda’nın eşi Lili’den başkası değildir.

Artık Lili iyiden iyiye kendini tanımaya başlamıştır ve o dönemin Danimarkasında, hatta dünyasında daha önce görülmemiş ve duyulmamış bir karar verir: Ruhunu huzura kavuşturmak için Einar’dan kurtulmak.

Bu yolda eşinin adeta iyilik perisi olan Gerda, doktorların Lili’de kimyasal bir bozukluk olduğunu iddia ettiklerinde bile ona olan inancını kaybetmez.

Nihayet Lili’nin yardım çığlıklarını duyan bir doktorla tanışmaları, çiftin hayatında geri dönüşü olmayan bir süreci başlatmış olur.

Ve biz tüm bu hikayeyi Lili’nin bu zor zamanları kaleme aldığı günlüklerinden vizyona aktarılan The Danish Girl’de izleyebiliyoruz.

Film, David Ebershoff tarafından 2000 yılında yazılmış ve filmle aynı adı taşıyan romandan uyarlanmış.

Yönetmenliğini The King’s Speech (2010) filmiyle Oscar kazanmış Tom Hooper’ın üstlendiği 2015 yapımı filmde Lili Elbe’yi, neden trans bir bireyin oynatılmadığı tartışmalarının gölgesinde, The Theory of Everything (2014) filmindeki performansıyla Oscar kazanmış Eddie Redmayne canlandırırken, Lili’nin eşi Gerda Gottlieb Wegener’a Ex Machina (2014) filminin başrol oyuncusu Alicia Vikander hayat veriyor. Ve sürpriz olmayacak bir şekilde Eddie Redmayne’ın oyunculuğuna bir kez daha şapka çıkarıyoruz.

Sex ve Gender

Birçoğumuzun günlük hayatta karıştırdığı konulardan biri de cinsiyet ve cinsiyetle ilgili kavramlar. Kısaca hatırlatmak gerekirse, cinsiyet (yani sex) doğduğumuzda dış genital organlarımızın belirlediği bir kimliktir (buna cinsiyet kimliği de diyebiliriz).

Cinsel kimlik (yani gender) kavramı ise cinsiyetin, içinde bulunulan toplumun yani kültürün cinsiyeti nasıl tanımladığını belirten düşünce sistemini anlatır.

Ancak öyle hassas bir nokta var ki burası sizin de kafanızın karıştığı yer olabilir; cinsiyet ile cinsel kimliğin birbiriyle tamamen farklı kavramlar olması.

Cinsel kimliğin farkına kısaca değinecek olursak, bu kavramda vurgulanan bireyin hissettiği ve algıladığı kadınlığın ve erkekliğin ne ve nasıl olduğudur. Bu nedenle bir kişinin cinsiyet kimliği ve cinsel kimliği birbirinden farklı olabilir, tıpkı Lili Elbe’de olduğu gibi. Üstelik cinsiyet bir spektrumdur, yani sadece kadın ve erkek ile sınırlanamaz.

Geçmişte delilik, sapkınlık ya da kimyasal bir bozukluk olarak değerlendirilen durumların aslında böyle olmadığını artık biliyoruz.

NöroBlog ekibi olarak, içinde bulunduğumuz Onur Haftası’nda hayatın bütün renklerini saygı ve sevgiyle kucaklamanızı, aşkla kalmanızı diliyoruz.

Keyifli seyirler…

Yazımızın düzenlenmesine katkıda bulunan Sayın Midori Koçak’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Yazan: Kadriye Petek
Düzenleyen: Meriç Öztürk

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: patreon.com/NoroBlog

Kaynaklar

Makale – Evrimsel Tıp Topluluğu, “Transgender Ve Transseksüelliğin Evrimi, Kökeni Ve Tıbbî Durumu
Film – IMDB, The Danish Girl (2015)

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.