Kan Testleri Alzheimer Teşhisi İçin Umut Vaat Ediyor

Bengü Kalo The Conversation'dan çevirdi.

Hafıza problemi olan birçok insan Alzheimer hastalığına yakalanmış olmaktan endişe duyuyor. Bu endişe aile üyelerinin, arkadaşının ya da bir tanıdığının sinsice ilerleyen bu hastalığı geliştirdiğine şahit olan bireylerde daha baskın görülüyor.

Şimdilerde ise kan testi yoluyla Alzheimer hastalığının teşhis edilmesi ve hastalığın nasıl ilerleyeceğini öngörmeyi sağlayabilecek bir grup çalışma mevcut.  Alzheimer Derneği Uluslararası Konferansı’nda (Alzheimer Association International Conference) sunulan yeni çalışmalara göre, bu testler Alzheimer patolojisine sahip olan bireylerin semptomların ortaya çıkmasından birkaç yıl önce tespit edilmesine imkân veriyor. Bu da test sonucu pozitif çıkan bireylerin, hastalığı geciktirecek ve hatta engelleyebilecek olan “önleme denemelerine” katılmasının önünü açıyor.

Alzheimer Teşhisi

Alzheimer hastalığının teşhisi hiçbir zaman kolay olmadı. 30 yıl önce, en iyi nörologlar bile 4’te 1 oranında yanlış teşhis koyabiliyordu. Düşünce ve hafızada gelişen değişimlerin Alzheimer’dan ayrılması özellikle 80’li yaşlardan sonra güçleşiyordu. Bu yüzyıla kadar, Alzheimer’ın kesin tanısı sadece ölümden sonra gerçekleştirilen bir beyin otopsisi ile mümkündü. Doktorlar ancak otopside belirli seviyelerde iki lezyon (beta-amiloid plak ve nörofibriller), ya da anormal doku alanları bulabilirlerse bu teşhisten emin olabiliyordu. Ancak canlı bir kişiye yapılabilecek ve Alzheimer olduğunu gösterebilecek hiçbir kan ya da başka vücut sıvısı testi, veyahut görüntüleme çalışması mevcut değildi.

Otopsi sırasında Alzheimer tanısı alan bireyin başka bir nörodejeneratif hastalığa, beyin damarlarıyla ilgili bir hastalığa ya da bunların kombinasyonuna sahip olduğunun ortaya çıkması hiç de nadir değildir. Bununla birlikte son 20 yılda tıp, biyobelirteçlerin saptanmasında ilerleme kaydetmiştir. MR taramaları, beyinde hafıza ile ilişkilendirilen noktalardaki küçülmelerin görüntülenmesinde büyük kolaylık sağlamıştır. Ancak bunlar Alzheimer hastalığına özel bulgular değildir.

Alzheimer’da Biyobelirteçler

Alzheimer’ın en önemli biyobelirteçlerden biri, plaklarda bulunan amiloid proteini, bir diğeri ise tau proteinidir. Doktorlar Alzheimer’dan şüphelendikleri hastalarda bu iki biyobelirtecin seviyelerinin yükselip yükselmediğini görmek amacıyla test edebilirler, ancak bu test hiç de kolay veya ucuz değildir.

Bunları test etmenin bir yolu, serebrospinal sıvının bir örneğinin alınması ve tau ile amiloid seviyelerinin ölçülmesini mümkün kılan, lomber Ponksiyon (LP) adı verilen bir testtir. Doktorlar bu testi güvenli ve rutin olarak değerlendirse de bu yöntem hastanın genellikle hastanede kalmasını gerektiren mesakatlı bir yöntemdir.

Diğer bir yöntem ise, hastaya amiloid ya da tau “izleyici” bileşenlerin verilmesinden sonra (bu bileşenler Alzheimer’lı beyinde biriken proteinlerden birine bağlanarak çalışır) beyni pozitron emisyon tomografisi (PET) yoluyla görüntülemedir. Amiloid taramaları 15 yıl önce bulundu ve Alzheimer araştırmalarında bir devrim yarattı, tau taramaları ise hala gelişmekte ancak nörofibril düğümlerini ortaya çıkarmada gayet başarılıdır.

LP testi ve PET taraması faydalı olsa da ikisinin de sınırlamaları bulunmaktadır. Öncelikle, kimse LP yaptırmak için sabırsızlanmaz. PET taramaları ise çok önemli olmayan bir miktarda radyoaktif bir bileşenin uygulanmasını içermektedir. Çok güvenli olsa da PET taramaları fazlasıyla pahalıdır. Tau PET izleyicileri henüz geliştirilme aşamasındadır, ancak araştırmalar ve yeni ilaçların test edilmesiyle elde edilen bilgilerin artırılmasında faydalı olacağı düşünülmektedir.

Alzheimer’da Kan Testi ile Teşhis

Bu gelişmelerin etkisi özellikle doğru tanının çok önemli olduğu araştırmalar ve klinik çalışmalarda çok büyüktür. Ancak tıp camiası Alzheimer’ın teşhisi için hala daha uygun, daha ucuz ve daha “acısız” bir yola, yani kısaca kan testine ihtiyaç duymaktadır.

Son yapılan konferanstaki çeşitli yayınlar ve sunumlar kan testi konusunda umut verici gelişmeleri önümüze serdi. Bu çalışmalara göre amiloid ve tau proteinlerini ölçen kan testleri Alzheimer’ın teşhisine yardımcı olabilecek kadar hassas ve güvenilir hale gelmekte.

Her proteinin ölçümü için birkaç farklı metod bulunmakta fakat bu testler henüz doğrulanma aşamasında. Bu nedenle, bu testlerden herhangi birinin tıbbi uygulamada yaygınlaşmasından önce yapılacak daha çok iş var. Bu testlere dayanarak bir tahmin yürütmek henüz zor, ancak araştırmacılar birkaç yıla sıkça kullanılır hale geleceğini umut ediyor.

Bir testin faydalı olabilmesi için neredeyse mükemmel tahminlere olanak sağlaması gerekmektedir. Kan testleri henüz bu aşamada olmasa da şimdiye kadar %85-90 oranında doğru sonuç verdikleri gözlemlenmiştir.

Bir Alzheimer testinin diğerinden daha iyi olup olmadığını anlamak için henüz çok erken. Ancak, bu noktaya giden uzun yol göz önüne alındığında olasılıklar bakımından heyecanlanmamız kaçınılmaz.

Bu testlerin mekanizmasına gelecek olursak: Amiloid proteinini ölçen test aslında iki farklı boyuttaki peptidin oranını ölçmektedir. Amiloidin oranı kanda düşüyorsa, bu beyinde birikmeye başladığı anlamına gelmektedir. Kanın bize tau proteini hakkında söyledikleri ise şimdilik biraz şüpheli. Bununla birlikte, araştırmacılar bu testin de hastalığın evresi veya ilerlemesi hakkında bilgi sağlayacağına inanmakta.

Sonuç olarak, bu testler önemli gelişmeler olarak görülüyor. Daha kesin, daha erken ve daha uygun maliyetli tanı yöntemleri Alzheimer’ın klinik semptomlarını daha iyi tedavi edebilecek ve/veya gelişimini geciktirebilecek yeni tedaviler bulmamıza da yardımcı olacaktır.

Yazan: Bengü Kalo
Düzenleyen: Meriç Öztürk

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: patreon.com/NoroBlog

Yazı ilk olarak 7 Ağustos 2019 tarihinde The Conversation‘da yayınlanmış olur Creative Commons kurallarına uygun olarak Türkçeleştirilmiştir.