Zika virüsü ile ölümcül beyin tümörlerine saldırmak

Zika virüsü ile ölümcül beyin tümörlerine saldırmak (Okuma süresi: 2 dk) Beyin tümörleri sandığımızdan daha yaygın. Otopsilerdeki veriler göz önüne alındığında her 100 kişiden 3'unde beyin tümörü gözleniyor. Bunların çoğu iyi huylu, "meningiom" adı verilen beyin tümörleri. Kötü huylu beyin tümörleri daha seyrek görülse de büyük oranda ölümcül olmaları onları tıbbın ve insanlığın büyük kabuslarından biri haline getiriyor. En kötü huylu beyin tümörleri "glioblastom" olarak adlandırılıyor, beyninde glioblastom olduğu tespit edilen bir kişinin ortalama sağ kalımı herhangi bir tedavi uygulanmaması durumunda 3 ay, mevcut en iyi tedavilerle ortalama 14 ay.

Gerçek Zamanlı MR Nedir ve Ne İşe Yarayacak?

Almanya Göttingen Üniversitesi ile Max Planck Enstitüsü tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve NöroBlog twitter hesabından da paylaştığımız bir video oldukça ilgi çekti. Videoda hareketli manyetik rezonans (MR) görüntüleri vardı ve MR görüntüleri çekilen kişi izleyenlere Almanca dilinde bu yeni geliştirilen MR yöntemini tanıtıyordu. Peki videoda tanıtılan "gerçek zamanlı MR görüntüleme" (Real-time MRI) nedir ve ne işe arayacak? Radyolojide bundan yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yalnızca direkt grafiler çekilebiliyordu. Önce 70'li ve 80'li yıllarda bilgisayarlı tomografi (BT) yöntemi gelişti, daha sonra 90'lı yıllardan itibaren manyetik rezonans görüntüleme (MR) radyoloji alanında yeniliklerin önünü açtı. MR radyoloji açısından çok önemli bir gelişmeydi, çünkü bilgisayarlı tomografi kemik gibi sert dokuları görüntülemekte oldukça başarılı olmasına rağmen bilgisayarlı tomografi yöntemiyle yumuşak dokuları görüntülemek çok zor ve zahmetliydi, görüntü kalitesi de kötüydü. MR teknolojisi sayesinde beyin başta olmak üzere kalp, sindirim sistemi organları ve böbrekler gibi yumuşak dokular çok daha iyi görüntülenebilir bir hale geldi. Standart MR yöntemlerinin geliştirilmesiyle ortaya çıkan "fonksiyonel MR" (fMRI) gibi yöntemler sinirbilim alanında çığır açan bir çok çalışmanın gerçekleştirilebilmesini sağladı. Standart bir MR filmi seri çekilmiş fotoğraflara benzer ve aynı bir fotoğrafta olduğu gibi kişinin, örneğin beyninin, sadece çekildiği saniyedeki anlık görüntüsünü verir. Gerçek zamanlı MR sayesinde ise artık MR'ı sadece bir fotoğraf gibi anlık değil, bir video şeklinde görebiliyoruz. Saniyede 55 kareye kadar çıkabilen* yeni gerçek zamanlı MR teknolojisi ile özellikle kan akımı ve beyin omurilik sıvısı akımını çok daha iyi görüntülemek mümkün. Ayrıca bu gelişme sayesinde bilgisayarlı tomografi altında yoğun radyasyona maruz kalarak yapılan anjiyografi gibi kalp ve dolaşım sistemi girişimlerini de radyasyona maruz kalmadan yapmak mümkün olacak. Yeni yöntemin yaygınlaşması birçok hastalığın tanı ve tedavisinde büyük avantajlar getirecek gibi görünüyor. Konuyla ilgilenenler çalışmayı yapan grubun konuyla ilgili internet adresinden detaylara ve daha fazla gerçek zamanlı MR videosuna ulaşabilirler. * Standart bir sinema filminde saniyede 24 ila 30 kare vardır.

“Uyanışlar” Üzerine

"Uyanışlar" Üzerine (Okuma süresi 3 dakika) Oliver Sacks’ın kendi mesleki yaşamından bir kesiti anlattığı aynı isimdeki kitabından uyarlanan 1990 yapımı Uyanışlar (Awakenings) filmi, letarji1 veya katatoni2 halinde olan kişilerin levodopa tedavisine verdikleri dramatik yanıtı konu edinen dokunaklı bir film. Oliver Sacks (1933-2015) İngiliz nöroloji profesörüdür. Nörolojinin farklı alanlarında ilgi çekici klinik deneyimlerini yalın bir dille anlattığı, Türkçe'ye de çevrilen birçok kitabı vardır. Klinik deneyimlerinden yola çıkarak yarattığı "Uyanışlar" isimli romanı, 1990 yılında beyaz perdeye uyarlanmıştır. Başrollerini Robin Williams ve Robert De Niro’nun paylaştığı film en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo olmak üzere üç dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiştir.

My Beautiful Broken Brain

Bir Sinirbilim Belgeseli: My Beautiful Broken Brain Lotje Sodderland Londra‘da yaşayan 34 yaşında başarılı bir beyaz yakalıdır. Bir gün ise gitmez, kardeşinin mesajlarına yanıt vermez. Ailesi ve iş arkadaşları Lotje’nin evine polis ve ev sahibi eşliğinde girdiğinde gördükleri karşısında şok olurlar: Ev darmadağındır, Lotje ortadan kaybolmuştur. Kendilerine sorarlar: "Bu nasıl oldu ve Lotje şimdi nerede?" Birkaç gün içinde Lotje‘nin bir hastanenin yoğun bakımında koma halinde olduğu anlaşılır. Beyninin sol yarısını etkileyen büyük bir beyin kanaması geçirmiş ve oluşan hasarı azaltmak için kafatası açılarak ameliyat edilmek zorunda kalınmıştır. Lotje'nin bilinci yeniden açılır, genç kadın hastaneden çıkacak kadar iyileşmeyi başarmıştır. Ancak konuşma güçlüğü (afazi) vardır, görme alanının sol yarısında hiçbir şey görememektedir (hemianopsi) ve beyinde gerçekleşen felce bağlı olarak okuma yetisini kaybetmiştir. Rehabilitasyon sürecinde transkraniyel direkt akımla beyin stimülasyonu tedavisi (tDCS) görüyor. Bu süreçte bazen kendini deney faresi gibi hissediyor. tedavi süreci oldukça maceralı geçiyor. Belgesel de bu macerayı harika bir şekilde ekrana yansıtıyor. Üstelik belgeselin sonunda izleyicileri bir de sürpriz bekliyor.

Psikolojide “Tekrarlanabilirlik Krizi” Büyüyor

Videoda da görüldüğü üzere bir yetişkin odada önlerinde bir şekerleme ile bıraktığı çocuklara "ben geri dönünceye kadar şekerlemeyi yemezsen, sana ikinci bir şekerleme vereceğim" diyor ve kapıyı kapatıp gidiyor. Deneyde çocukların irade gösterip gelecekteki daha büyük ödülü (ikinci şekerlemeyi) kazanıp kazanamayacakları test ediliyor. Meşhur deney ilk olarak 1990 yılında yayınlanmıştı ve bilim dünyasında oldukça ses getirmişti. Çünkü mesele sadece çocukların şekerlemeyi yiyip yememesi değildi. Araştırmayı sunan bilim insanları deneydeki çocukları uzun dönemli takip etmiş ve şekerlemeyi yemeyip "irade gösteren" çocukların hem akademik başarılarının hem de bilişsel kapasitelerinin irade gösteremeyen çocuklara göre daha yüksek olduğunu iddia etmişti.

Nörohukuk: Beyin nasıl ceza veriyor?

Nörohukuk Çizgiyi aşmak: Cezai hükümlerin karmaşıklığı Bir gece Mark bankamatikten 200$ nakit çeker. Ailesiyle buluşmak için yoldadır, en sevdiği restoranda karısının doğum günü için bir akşam yemeği vermeyi planlamaktadır. Para çekme işlemini bitirir bitirmez Dan sokağın köşesinden çıkar, bir bıçak çıkarır ve Mark’ı parasını vermesi için tehdit eder. Mark duraksamadan parayı verir buna rağmen karnından bıçaklanır. Dan Mark’ı kaldırımlarda yaralanmış bir şekilde bırakıp kaçar. Dan bu suç için ne kadar cezalandırılmalıdır?

Dr. Kızıl ve Ekibinden Alzheimer Hastalığı Alanında Önemli Bir Çalışma

Çalışmalarını Almanya'daki Dresden Teknik Üniversitesi'nde sürdüren Dr. Çağhan Kızıl ve ekibi Alzheimer hastalığı üzerine önemli bir çalışma yayınladılar.

Doktorlar tanı koymayı nasıl öğrenir? Makineler de bunu öğrenebilir mi?

Dr. Siddhartha Mukherjee'nin büyük bir hayranıyım. Kendisi bir kanser uzmanı, araştırmacı ve kök hücre biyoloğu ayrıca olağanüstü derecede yetenekli bir yazar ve eşsiz bir bilim öğretmeni. Daha önce kanser hakkındaki Pulitzer ödüllü "The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer" (Tüm Hastalıkların İmparatoru: Kanserin Biyografisi, Domingo Yayınevi) ve genetik hakkındaki "The Gene; An İntimate History" kitaplarını değerlendirmiştim. Başka bir kitap üzerine çalıştığını öğrenince çok mutlu oldum; bu kez immünoloji (bağışıklık bilimi) üzerine yazıyor, diğer şeylerin yanısıra “aşı ve otizmle ilgili saçmalıklar” konusu da ele almayı planlıyor. Okumak için sabırsızlanıyorum.

Beyin Hücreleri Yaşlılıkta da Yenileniyor mu?

Sağlıklı bir bilimsel gelişmenin en önemli etmenlerinden biri farklı araştırma gruplarının aynı konu üzerinde bağımsız çalışmalar yürütmesi ve bu çalışmaların karşılaştırılmasıdır. Bu bilim insanları arasındaki rekabet ve tartışmalar, tabii ki aynı zamanda iş birlikleri, bir bilimsel sorunun doğru cevabına ulaşmak açısından çok önemlidir. Columbia Üniversitesi’nden nörobiyolog Maura Boldrini ve arkadaşlarının Cell Stem Cell dergisinde yayınlanan son buluşu çok önemli ve ilgi uyandıran bir tartışma başlattı: Yaşlı insanların beyninde hücre yenilenmesi devam ediyor mu?

Kahve Parkinson’u önleyebilir mi?

Kahvenin Parkinson'u önlediği yönünde kanıtlar artıyor (Okuma süresi: 2 dakika) Günde kaç kupa kahve içiyorsunuz? Hiç mi? Bu tercihiniz sağlığınız için doğru karar olmayabilir. Çünkü son yıllarda kahve tüketiminin sinir sistemi hastalıklarından koruyucu "nöroprotektif" bir madde olduğu yönünde kanıtlar artıyor. Daha önce Alzheimer hastalığı ve multipl skleroza karşı koruyucu olabileceği yönde kanıtlar bulunan içeceğin Parkinson hastalığında da koruyucu olduğuna dair kanıtlar gün geçtikçe artıyor.

Spor Yapmak Bunamayı Engelleyebilir mi?

Yüksek fiziksel egzersiz kapasitesi kadınlarda demans riskini %90 azaltıyor Sinirbilim alanının saygın dergilerinden Neurology'nin son sayısında yayınlanan bir araştırma fiziksel egzersizin bunamayı önleyebileceğine dair gittikçe artan kanıtlara bir yenisini ekledi. Çalışmanın sonuçlarına göre fiziksel açıdan "fit" kadınlar egzersiz kapasitesi daha düşük kadınlara göre demansa (bunamaya) daha ender yakalanıyorlar. Toplamda 44 yıl süren çalışmada katılımcıların egzersiz kapasiteleri bir salon bisikleti aracılığıyla düzenli aralıklarla ölçüldü. Egzersiz kapasitelerine göre yüksek, orta ve düşük egzersiz kapasiteli olmak üzere üç gruba ayrılan kadınların ileri yaşlarda demansa yakalanma oranları ölçüldü. Düşük fiziksel egzersiz kapasitesine sahip kadınlarda demansa yakalanma oranı %32'ye kadar çıkarken orta egzersiz kapasitesine sahip kadınlarda bu oran %25'ti. Yüksek egzersiz kapasiteli "fit" kadınlarda ise demans oranı yalnızca %5.

Şizofreniden Sorumlu Beyin Hücreleri Keşfedildi

İsveç Karolinska Enstitüsü ve Allen Beyin Araştımaları Enstitüsü işbirliğiyle yürütülen bir çalışmada, araştırmacılar şizofreni hastalığında önemli rolü olabilecek belirli beyin hücreleri keşfettiler.

Son Yazılar