Amigdala: Çok korkacaksınız!

Amigdala: Çok korkacaksınız! (Okuma süresi: 3 dakika) Bilgisayarınızın başında oturmuş bu makaleyi okurken BOOOOMMM! Arkanızdan acayip bir ses geldi. İçgüdüsel olarak her ne yapıyorsanız bir kenara bırakıp ayağa kalktınız ve kafanızı gürültünün geldiği tarafa çevirdiniz. Çok kısa bir süre içinde beyniniz tonlarca farklı bilgiyi işleyip değerlendirerek bulunduğunuz yerde kalıp savaşmaya ya da ortamdan sıvışmaya karar verecek.

My Beautiful Broken Brain

Bir Sinirbilim Belgeseli: My Beautiful Broken Brain Lotje Sodderland Londra‘da yaşayan 34 yaşında başarılı bir beyaz yakalıdır. Bir gün ise gitmez, kardeşinin mesajlarına yanıt vermez. Ailesi ve iş arkadaşları Lotje’nin evine polis ve ev sahibi eşliğinde girdiğinde gördükleri karşısında şok olurlar: Ev darmadağındır, Lotje ortadan kaybolmuştur. Kendilerine sorarlar: "Bu nasıl oldu ve Lotje şimdi nerede?" Birkaç gün içinde Lotje‘nin bir hastanenin yoğun bakımında koma halinde olduğu anlaşılır. Beyninin sol yarısını etkileyen büyük bir beyin kanaması geçirmiş ve oluşan hasarı azaltmak için kafatası açılarak ameliyat edilmek zorunda kalınmıştır. Lotje'nin bilinci yeniden açılır, genç kadın hastaneden çıkacak kadar iyileşmeyi başarmıştır. Ancak konuşma güçlüğü (afazi) vardır, görme alanının sol yarısında hiçbir şey görememektedir (hemianopsi) ve beyinde gerçekleşen felce bağlı olarak okuma yetisini kaybetmiştir. Rehabilitasyon sürecinde transkraniyel direkt akımla beyin stimülasyonu tedavisi (tDCS) görüyor. Bu süreçte bazen kendini deney faresi gibi hissediyor. tedavi süreci oldukça maceralı geçiyor. Belgesel de bu macerayı harika bir şekilde ekrana yansıtıyor. Üstelik belgeselin sonunda izleyicileri bir de sürpriz bekliyor.

Leonardo da Vinci’nin otopsisi

Leonardo da Vinci'nin otopsisi (Okuma süresi: 1 dk) Bu haftaki Neurology dergisinin "Neuroimages" bölümünde her zamanki gibi bir MR ya da tomografi görüntüsü yerine Leonardo...

Nörohukuk: Beyin nasıl ceza veriyor?

Nörohukuk Çizgiyi aşmak: Cezai hükümlerin karmaşıklığı Bir gece Mark bankamatikten 200$ nakit çeker. Ailesiyle buluşmak için yoldadır, en sevdiği restoranda karısının doğum günü için bir akşam yemeği vermeyi planlamaktadır. Para çekme işlemini bitirir bitirmez Dan sokağın köşesinden çıkar, bir bıçak çıkarır ve Mark’ı parasını vermesi için tehdit eder. Mark duraksamadan parayı verir buna rağmen karnından bıçaklanır. Dan Mark’ı kaldırımlarda yaralanmış bir şekilde bırakıp kaçar. Dan bu suç için ne kadar cezalandırılmalıdır?

Doktorlar tanı koymayı nasıl öğrenir? Makineler de bunu öğrenebilir mi?

Dr. Siddhartha Mukherjee'nin büyük bir hayranıyım. Kendisi bir kanser uzmanı, araştırmacı ve kök hücre biyoloğu ayrıca olağanüstü derecede yetenekli bir yazar ve eşsiz bir bilim öğretmeni. Daha önce kanser hakkındaki Pulitzer ödüllü "The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer" (Tüm Hastalıkların İmparatoru: Kanserin Biyografisi, Domingo Yayınevi) ve genetik hakkındaki "The Gene; An İntimate History" kitaplarını değerlendirmiştim. Başka bir kitap üzerine çalıştığını öğrenince çok mutlu oldum; bu kez immünoloji (bağışıklık bilimi) üzerine yazıyor, diğer şeylerin yanısıra “aşı ve otizmle ilgili saçmalıklar” konusu da ele almayı planlıyor. Okumak için sabırsızlanıyorum.

“Uyanışlar” Üzerine

"Uyanışlar" Üzerine (Okuma süresi 3 dakika) Oliver Sacks’ın kendi mesleki yaşamından bir kesiti anlattığı aynı isimdeki kitabından uyarlanan 1990 yapımı Uyanışlar (Awakenings) filmi, letarji1 veya katatoni2 halinde olan kişilerin levodopa tedavisine verdikleri dramatik yanıtı konu edinen dokunaklı bir film. Oliver Sacks (1933-2015) İngiliz nöroloji profesörüdür. Nörolojinin farklı alanlarında ilgi çekici klinik deneyimlerini yalın bir dille anlattığı, Türkçe'ye de çevrilen birçok kitabı vardır. Klinik deneyimlerinden yola çıkarak yarattığı "Uyanışlar" isimli romanı, 1990 yılında beyaz perdeye uyarlanmıştır. Başrollerini Robin Williams ve Robert De Niro’nun paylaştığı film en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo olmak üzere üç dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiştir.

Spor Yapmak Bunamayı Engelleyebilir mi?

Yüksek fiziksel egzersiz kapasitesi kadınlarda demans riskini %90 azaltıyor Sinirbilim alanının saygın dergilerinden Neurology'nin son sayısında yayınlanan bir araştırma fiziksel egzersizin bunamayı önleyebileceğine dair gittikçe artan kanıtlara bir yenisini ekledi. Çalışmanın sonuçlarına göre fiziksel açıdan "fit" kadınlar egzersiz kapasitesi daha düşük kadınlara göre demansa (bunamaya) daha ender yakalanıyorlar. Toplamda 44 yıl süren çalışmada katılımcıların egzersiz kapasiteleri bir salon bisikleti aracılığıyla düzenli aralıklarla ölçüldü. Egzersiz kapasitelerine göre yüksek, orta ve düşük egzersiz kapasiteli olmak üzere üç gruba ayrılan kadınların ileri yaşlarda demansa yakalanma oranları ölçüldü. Düşük fiziksel egzersiz kapasitesine sahip kadınlarda demansa yakalanma oranı %32'ye kadar çıkarken orta egzersiz kapasitesine sahip kadınlarda bu oran %25'ti. Yüksek egzersiz kapasiteli "fit" kadınlarda ise demans oranı yalnızca %5.

Alzheimer Hastalarının Beynine Yakından Bir Bakış

Beyniniz yaşamınız boyunca çok fazla anı depolayabilir. Bununla birlikte, anı depolama yeteneğinin giderek azaldığı ve nihayetinde ortadan kaybolduğu, düşünme, muhakeme ve hatırlama ile ilgili sorunlara yol açan vakalar vardır. Bu semptomlar normal yaşlanmadan daha hızlı gerçekleştiğinde demans adını alır. Alzheimer hastalığı beyin fonksiyon kaybının en yaygın nedenidir, bu hastalığın nöropatolojisini bu yazıda özetleyeceğiz. 1906’da Dr. Alois Alzheimer hafıza kaybı yaşayan, tahmin edilemeyen davranışlar sergileyen, faaliyetlerini gerçekleştirmek için başkalarına bağımlı hastalarında demans semptomlarını kaydetti. Hastalar öldükten sonra onların beyin dokularını inceledi ve serebral korteks, hipokampus ve ventriküllerde uçtan uca ağır beyin küçülmelerini fark etti. Dr.Alzheimer’ın gözlemlerini yayımladıktan sonraki yüzyılda, hastalık sürecinde beyinde meydana gelen değişiklikleri artık görselleştirebiliyoruz. Nörodejenerasyon (sinir bozulması) semptomlar başlamadan 5-10 yıl önce başlar ve doktorlar Alzheimer hastalığının erken tanısında canlı görüntüleme tekniklerini kullanırlar. Pozitron-emisyon tomografisi (PET) beyin aktivitesini çok aktif bölgeleri kırmızı, az aktif bölgeleri maviyle işaretleyerek ölçer. Bilgisayarlı tomografi (CT) taramaları beynin 3 boyutlu temsilini yapmaya yardım eder. Genişlemiş ventrikül boşlukları (siyah) ve genişlemiş beyaz bölgeleri burada gösterilen beyin atrofisi, Alzheimer'ın ileri evrelerinde gözlemlenebilir. Dr. Alzheimer hastaların beyninde aynı zamanda birçok anormal küme ve karışık lif demeti oluştuğunu fark etti. Orta temporal lobdaki bu amiloid beta plakları ve nörofibril karışıklıkları Alzheimer hastalığının iki ayırıcı özelliğidir.Bu protein birikmeleri ve birikmeyi oluşturan moleküllerin insan bilincini bozduğu gösterilmiştir. Alzheimer hastalarında gözlemlenen protein birikme anormallikleri, astrositler ve mikroglia gibi beynin bağışıklık sistemi hücrelerini beyni aşındırması için uyarır. Bu hücreler beyne daha fazla hasar vermek için uyaran "sitokin" adı verilen maddeler salgılar. En nihayetinde hücrenin enerji santrali olan mitokondri yeterli enerjiyi üretemez ve oksijen tüketimi bozulur. Yanlış katlanmış proteinler, enflamasyon ve enerji metabolizması bozukluğundan kaynaklanan hasarın büyük sinaptik kayıp ve hücre kaybına yol açtığına inanılmaktadır. Hasarın büyüklüğü ile bilinç üzerindeki yıkıcı etkisi de bağlantılıdır. Alzheimer hastalarının beyninde muazzam yer kaplayan bu değişiklikler insanın anılarını ve tüm ömrünü değiştirmektedir. Araştırmacılar yorulmaksızın bunu anlamaya çalışıyorlar, umarız ki bu sayede Alzheimer belirtileri iyileştirilecek ve demans sorunu çözülecek. *** Çeviri: Cerrahpaşa Nörobilim Kulübü’nden Betül Şengül Yazı ilk olarak 21 Kasım 2012 tarihinde Knowing Neurons sitesinde İngilizce olarak yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile gerçekleştirdiği işbirliği ile Türkçe diline çevrilmiş ve yayınlanmıştır. *** Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.

Büyük Düşünce Deneyi – Bölüm 1: Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?

Büyük Düşünce Deneyi / Bölüm 1: Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? Haydi çılgınca bir şey hayal edelim. Çin' de bulunan her bir kişiden, bir beyindeki bir sinir hücresini taklit etmesi...

Kahve Parkinson’u önleyebilir mi?

Kahvenin Parkinson'u önlediği yönünde kanıtlar artıyor (Okuma süresi: 2 dakika) Günde kaç kupa kahve içiyorsunuz? Hiç mi? Bu tercihiniz sağlığınız için doğru karar olmayabilir. Çünkü son yıllarda kahve tüketiminin sinir sistemi hastalıklarından koruyucu "nöroprotektif" bir madde olduğu yönünde kanıtlar artıyor. Daha önce Alzheimer hastalığı ve multipl skleroza karşı koruyucu olabileceği yönde kanıtlar bulunan içeceğin Parkinson hastalığında da koruyucu olduğuna dair kanıtlar gün geçtikçe artıyor.

Sinirbilim Kitaplığı: Öykücü Beyin

Sinirbilimle ilgilenip ayna nöronların şöhretini bilmeyen yoktur. Ayna nöronları 1980'li yıllarda Parma Üniversitesi'nden Dr. Giacomo Rizzolatti ve ekibinin makak maymunları üzerinde yaptıkları çalışmalar esnasında tesadüf eseri keşfedildildi. Bu keşif ilk başta pek de büyük bir olay gibi görünmemişti. Öyle ki, araştırmacıların Nature dergisine gönderdikleri makale "ilgi çekici olmadığı" gerekçesiyle derginin editörleri tarafından reddedilmişti. Ancak 1990'li yıllarda yapılan sinirbilim araştırmaları bu yeni keşfedilen sinir hücrelerinin önemini gösterdi. Bu araştırmaların önemli bir kısmını yapan ve ayna nöronları popüler hale getiren isim Hindistan asıllı ABD vatandaşı sinirbilimci Vilayanur Subramanian Ramachandran'dı. Ramachandran en ilginç sinirbilimsel konuları yalın bir dille anlatabilmesiyle 2000'li yıllarda sinirbilimin popstarı haline geldi, TED konuşmaları bütün dünyada milyonlarca kez izlendi, kitapları uzun haftalar boyunca çok satanlar listelerindeydi.

Hamilelikte cep telefonu kullanımı çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir mi?

Hamilelikte cep telefonu kullanımı çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir (Okuma süresi: 2 dk) Hamilelik sırasında cep telefonu kullanmak doğacak çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir mi? Yeni bir çalışmaya göre bu sorunun yanıtı evet olabilir. Bu çalışmaya göre hamilelik sırasında daha sık cep telefonu kullanan annelerin çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) görülme riski %28 civarında daha fazla. Çalışmayı yürüten ve makalenin ilk ismi olan bilim kadını Laura Birks yine de hamilelere cep telefonlarından uzak durmaları gerektiğini söylemenin abartılı bir tepki vermek olacağını düşünüyor.
7,792TakipçiTakip Et
608AboneAbone Ol

Son Yazılar