Fare Beynini Görüntülemek (Video)

Bilim insanları beynimizin işleyişini ve hastalıkların nasıl oluştuğunu daha iyi anlamak için hayvanlar, çoğunlukla da fareler üzerinde çalışırlar. Bu deneyler insanlarda her zaman aynı...

Büyük Düşünce Deneyi – Bölüm 2: “2001: Bir Uzay Destanı”

Büyük Düşünce Deneyi - Bölüm 2: "2001: Bir Uzay Destanı" Bir önceki yazımızda Philip K. Dick'in "Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?" romanını yeni problemleri tanıdık bir bağlamda ele almak için kullanabileceğimiz bir düşünce deneyi olarak aktardık. Bir diğer büyük düşünce deneyi ise 1960'lı yıllardan: "2001: Bir Uzay Destanı" Arthur C. Clarke'ın romanı ve Stanley Kubrick' in filmi olarak paralel şekilde gelişen Uzay Destanı, insanlığın ve zekanın evrimi ile ilgili bir hikaye. İnsanlığın Afrika'da alet kullanmayı keşfi ile başlayan hikaye, zekanın yeni gelişen teknolojilerle birlikte hangi yönde ve nasıl ilerleyebileceğini sorgular. Hem roman hem de filmde, astronot Dave Bowman'ın uzay gemisinin kontrolünden ve mürettabatın bakımından sorumlu yapay zeka HAL 9000'in rehberliğinde güneş sisteminin dışında ilerlediği yolculuğu anlatılır.

2014’ten beri yılda ortalama 25 kişi “selfie kazalarında” hayatını kaybetti

Selfie kavramı 2013 yılında hayatımıza ilk defa girdiğinden beri popülerliğini korudu, insanlar selfie fotoğrafları o kadar sevdiler ki çoğu insan en tehlikeli anlarda bile selfie çekmekten vazgeçmedi. Bu önlenemez selfie tutkusunun pek çok kazaya yol açtığı da bilinen bir gerçekti, ancak ölümlü selfie kazaları ilk kez bilimsel bir dergide yayınlanan bir derlemeye konu oldu.

Cep telefonu sinyalleri beyin dalgalarımızı değiştirir mi?

Muhabbet teorisinin hoşsohbet fizikçisi Kaan Öztürk Hoca dün twitterda çep telefonu sinyallerinin neden sağlık için bir tehdit oluşturmadığını yazdı uzun uzun. Okumamış olanlarınız varsa muhakkak okumanızı tavsiye ederim bu bilgilendirici tefrikayı, Kaan Hoca'yı hala takip etmeyen varsa da bu tefrika takip etmenize vesile olur sanırım.

Annesinin sesi bebeğin beynini nasıl şekillendiriyor?

Annesinin sesi bebeğin beynini nasıl şekillendiriyor? (Okuma süresi: 3 dk) Bir çocuğun annesinin sesini yabancılardan ayırt edebilmesi şaşılacak bir durum değildir. Anne karnında başlamak üzere fetusun gelişen duyusal yolakları annesinin sesini ve tınısını hisseder. Doğumdan hemen sonra yeni doğmuş bebek annesinin sesini alışık olmadığı diğer kadınların seslerinden ayırt edebilir. 2014 yolda yayınlanan bir çalışmada erken doğmuş bebeklere ses kayıt cihazıyla annelerinin sesleri dinletildiğinde biberondan emme yeteneklerinin daha hızlı geliştiği tespit edilmişti. Annesinin sesi stresli durumlarda bir çocuğu yatıştırabilir, stres hormonu kortizolün seviyesini düşürür, sosyal bağlanma hormonu oksitosinin seviyesini yükseltir. Bilim insanları anne sesinin ön prefrontal korteksi, yabancıların sesinin ise sol arka temporal korteksi uyardığını ve bebeğin bu sayede sesleri ayırt edebildiğini gösteriyor.

İnsanın Aklını Başından Alan 12 Sanrı ve Sendrom

Alice harikalar diyarında sendromu, fikir ekleme, hayvana dönüşme sanrısı, Paris sendromu ve daha fazlası... Sanrılar geçici ataklardan tedavi edilemez zihinsel hastalıklara kadar her şekil ve boyutta gelebilir. Ancak hepsinin bir ortak noktası var: Gerçeklikten kopuk olmak. Sanrılar mantık dinlemez ve gerçeklere boyun eğmezler. İşte en ilginç sanrısal inanışlardan 12 tanesi...

Zika virüsü ile ölümcül beyin tümörlerine saldırmak

Zika virüsü ile ölümcül beyin tümörlerine saldırmak (Okuma süresi: 2 dk) Beyin tümörleri sandığımızdan daha yaygın. Otopsilerdeki veriler göz önüne alındığında her 100 kişiden 3'unde beyin tümörü gözleniyor. Bunların çoğu iyi huylu, "meningiom" adı verilen beyin tümörleri. Kötü huylu beyin tümörleri daha seyrek görülse de büyük oranda ölümcül olmaları onları tıbbın ve insanlığın büyük kabuslarından biri haline getiriyor. En kötü huylu beyin tümörleri "glioblastom" olarak adlandırılıyor, beyninde glioblastom olduğu tespit edilen bir kişinin ortalama sağ kalımı herhangi bir tedavi uygulanmaması durumunda 3 ay, mevcut en iyi tedavilerle ortalama 14 ay.

Doktorlar tanı koymayı nasıl öğrenir? Makineler de bunu öğrenebilir mi?

Dr. Siddhartha Mukherjee'nin büyük bir hayranıyım. Kendisi bir kanser uzmanı, araştırmacı ve kök hücre biyoloğu ayrıca olağanüstü derecede yetenekli bir yazar ve eşsiz bir bilim öğretmeni. Daha önce kanser hakkındaki Pulitzer ödüllü "The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer" (Tüm Hastalıkların İmparatoru: Kanserin Biyografisi, Domingo Yayınevi) ve genetik hakkındaki "The Gene; An İntimate History" kitaplarını değerlendirmiştim. Başka bir kitap üzerine çalıştığını öğrenince çok mutlu oldum; bu kez immünoloji (bağışıklık bilimi) üzerine yazıyor, diğer şeylerin yanısıra “aşı ve otizmle ilgili saçmalıklar” konusu da ele almayı planlıyor. Okumak için sabırsızlanıyorum.

Büyük Düşünce Deneyi – Bölüm 1: Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?

Büyük Düşünce Deneyi / Bölüm 1: Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? Haydi çılgınca bir şey hayal edelim. Çin' de bulunan her bir kişiden, bir beyindeki bir sinir hücresini taklit etmesi...

Makinedeki hayalet: Bilinç

Bazı sorular sadece bilimle araştırılamaz. Paralel evrenler gibi bilinç de doğrudan gözlenebilir, ölçülebilir ya da deneyimlenebilir değildir. Rene Descartes'in meşhur sözündeki gibi: Düşünüyorum, öyleyse varım. Bu söz kişinin sadece kendi bilincinin kesinliğine emin olmasının bir ifadesidir. Arkadaşlarınızın ve komşularımızın da sizin gibi kişisel ve içsel deneyimleri olduğunu kabul edersiniz. Ancak bu kişilerin insanmış gibi davranan ve bilinçli deneyim sahibi olmayan zihinsiz birer otomat olup olmadıklarını asla bilemezsiniz.

Renkleri duymak, sesleri tatmak: Sinestezi

Renkleri duymak, sesleri tatmak: Sinestezi (Okuma süresi: 3 dk) Geçtiğimiz hafta günümüzün en dikkate değer sinirbilimcilerinden birine, Oliver Sacks'a ait "Aklın Gözü" başlıklı 2013 tarihli bir New Yorker yazısı okudum. Yazı, körlerin körlüklerini nasıl deneyimledikleri; klasik anlamda "görme" olarak düşünülen görsel korteksin aktif olmaması durumunda bile eşit derecede canlı, tamamlayıcı duyusal deneyimler yaşayabilmeleri üzerineydi. Oliver Sacks’ın araştırmasının inanılmaz dokunaklı bir anlatımıydı, herkese tavsiye ederim. Bahsettiği birkaç konu üzerinde biraz daha araştırma yapma zorunluğu hissettim, ama bugün, kendisinin kısaca bahsettiği “sineztezi” denen bir duyusal durumdan bahsedeceğim.

Hamilelikte cep telefonu kullanımı çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir mi?

Hamilelikte cep telefonu kullanımı çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir (Okuma süresi: 2 dk) Hamilelik sırasında cep telefonu kullanmak doğacak çocukta hiperaktiviteye sebep olabilir mi? Yeni bir çalışmaya göre bu sorunun yanıtı evet olabilir. Bu çalışmaya göre hamilelik sırasında daha sık cep telefonu kullanan annelerin çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) görülme riski %28 civarında daha fazla. Çalışmayı yürüten ve makalenin ilk ismi olan bilim kadını Laura Birks yine de hamilelere cep telefonlarından uzak durmaları gerektiğini söylemenin abartılı bir tepki vermek olacağını düşünüyor.

Son Yazılar