Bir Sinirbilim Belgeseli: Memory Hackers

Bizi rahatsız eden anıları sildirebilir ya da yeniden şekillendirebilir miyiz?

Hiç yaşamadığımız olayları yaşamışız gibi hatırlamamız mümkün mü?

Inception, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Total Recall gibi filmlere ilham veren bu tarz fikirler gelecekte gerçekleşebilir mi?

Bu yazıda tanıtacağım PBS yapımı Nova: Memory Hackers adlı belgesel bu sorulara iddialı cevaplar veriyor:

Bu mesele, artık bir “mümkün mü?” meselesi değil, daha çok bir “ne zaman?” sorusu. Eğer farelerin bir Hollywood’u olsaydı, şu anda pratikte bu mümkün diyebilirdik zaten! 

Yukarıda sorduğumuz soruları cevaplayabilmemiz için ise tabii ki öncelikle hafızanın ne olduğunu ve nasıl çalıştığını doğru tanımlayabilmek gerekiyor. Diğer birçok bilişsel işlevin arka planının keşfedilmesinde olduğu gibi, burada da araştırmacılar hafızayla ilgili patolojilerin insanlarda ne gibi farklılıklara yol açtığını inceliyorlar.

Belgeselimiz görece yeni tanımlanan bir sendrom olan Oldukça Üstün Otobiyografik Hafıza (Highly superior autobiographical memory, HSAM) sendromuna sahip 5. sınıf öğrencisi Jake ile başlıyor. Bu bireyler çok eski tarihlerin denk geldiği günü ve o günkü olayları detaylarıyla hatırlayabiliyorlar. Bu da tabii akıllara acaba “aslında her insan her anı kaydediyor ancak hatırlamakta mı sorun yaşıyor” sorusunu getiriyor.

Bu soruya cevabı bir başka meşhur vaka H.M. veriyor. Özetle, ilaçla engellenemeyen epilepsi nöbetleri geçiren H.M.’nin hafıza merkezi (hipokampus) cerrahi bir işlemle alınıyor. İşlem sonrası kısa dönemli hafıza kayıpları yaşayan hastaya, daha önce yapmayı beceremediği bir motor işlem öğretiliyor. Birkaç günün ardından hasta işlemi öğrendiğini hatırlayamamasına rağmen sorunsuz bir şekilde işlemi yerine getirebilmeye başlıyor. Bu, bellekle ilgili bir paradigma değişimini de beraberinde getiriyor aslında. Eskiden tek ve bütün olarak düşünülen hafızanın aslında çok katmanlı ve beyindeki tek bir merkezde lokalize olmadığının ispatlanması sağlanmış oluyor. Kendisiyle ilgili daha detaylı bilgiyi Sinirbilim Tarihini Değiştiren Hasta: H.M. yazımızda bulabilirsiniz.

Bu bulgulardan hareket eden sinirbilimci Eric Kandel ise çok basit sinir sistemlerine sahip olan deniz salyangozlarına tekrarlayan uyarılar göndererek hücre düzeyindeki değişimleri incelemeye karar veriyor. Kandel, verilen uyaranlara motor tepkiler veren deniz salyangozunun sinirlerinde yeni sinaps oluşumunu laboratuvar ortamında gözlemliyor.

Ancak daha karmaşık bir yapı olan insan beyninde işler deniz salyangozundan biraz farklı yürüyor. Kandel’in öğrencisi Karim Nader, beyni insanınkine daha çok benzeyen hayvanlar olması nedeniyle farelerde yaptığı çalışmalarda, yeni anı oluşumunu engelleyen kimyasalların eski anıları hatırlamayı da imkânsız hale getirdiğini göstererek bir anlamda “belleğin bir kütüphane, anıların da tekil kitaplar gibi olmadığını” ispatlamış oldu. Bir anıyı hatırlamak, o anı üzerinde oynama yapmayı (rekonsolidisayon) zorunlu kılıyordu.

Bu durumun keşfi, travma sonrası stres bozukluğu ve fobik bozukluk gibi psikiyatrik hastalıklarda davranışçı tedavilerin elini kuvvetlendirmiş ve yeni tedavilerin geliştirilmesine yardımcı olmuş oldu.

Anıların her hatırlandığında beyinde yeniden kurgulanıyor olduğu gerçeği hukukta şahitlik konseptinin yeniden sorgulanmasına yol açtı. Kriminal psikolog Julia Shaw’un kurguladığı deney düzeneğinde, belirli bir teknikle sorulduğunda insanların işlemedikleri suçları belli bir süre sonra yaşamış gibi hatırlayabildiklerine şahit oluyoruz. Bazı eleştirmenler Shaw’un belgeselde iddia ettiği gibi vakaların %70’inde değil de %25-30’unda bu olayın gerçekleştiğini öne sürseler de bu eleştiri fenomenin istatistiki olarak anlamlı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. “Anılarımız sahte mi diye sormak yerine ne kadar sahte diye sormak daha doğru olur” diyor Dr. Shaw.

Peki yaşadıklarını unutmaya bu kadar yatkın ve manipülasyona bu kadar açık olan bu organı evrimsel sürecin ortaya çıkardığı en üst yapılanmalardan biri yapan nedir? Jake’in yanıtı akla yatkın: “Unutmamak demek, aynı zamanda başınıza gelen kötü olayları da unutamamak demek. Unutmak, beynin bir anlamda evrimsel açıdan kendini savunma mekanizması olarak öne çıkıyor. Sadece önemli olan bilgiler bir şekilde akılda kalıyor. Hafızanın zayıflığı dediğimiz nokta aslında onun kuvvetli yanı gibi gözüküyor.

Son olarak, sadece bu belgesel özelinde değil ancak genel anlamda bilim dünyasında hayvan deneyi sorununa çözüm bulunması gerektiğini düşünmeden edemiyorum. Şartlanma sağlanmak adına şoklanan, genetiği değiştirilen, hastalıklar oluşturulan, beyinlerine implante edilmiş uzatma kablolarıyla oradan oraya korkuyla koşuşturan hayvanlar, 21. yüzyılın etik anlayışında kabul edilemez.

Belgeseli Netflix üzerinden izlemek mümkündü, ancak kısa süre önce bu platformdan kaldırıldı. Youtube’da orjinal dilinde ve altyazısız olarak bulabilirsiniz. Keyifli seyirler dilerim.

Yazan: M. Levent Barut
Düzenleyen: Onur Arpat

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: patreon.com/NoroBlog

Kaynaklar ve ileri okuma:

IMDb Nova: Memory Hackers

Anasayfamızdan daha fazla sinirbilim yazısına ulaşabilir, podcast ve videolarımıza erişebilirsiniz.