Pat Martino’nun Beyin Ameliyatı ve Caz: Müziğin Beyni İyileştirici Etkisi

Pat Martino, 12 yaşından beri caz gitaristliği yapıyordu. Bu alandaki yeteneği, 20 yaşındayken büyük bir plak şirketinin kendisiyle albüm yapmak istemesiyle perçinlendi. 1970’li yıllarda ünü ve yeteneği sınırları aştı ve bir düzineyi aşan albüm projesinde yer alarak dünya çapında bir üne kavuştu.

Pat Martino’nun beyninde yaşananlar

1976 yılına gelindiğinde, Martino şiddetli baş ağrısından şikâyet eder olmuştu. Yoğunluğu ve ortaya çıkma sıklığı gün geçtikçe artan bu baş ağrısı, ünlü müzisyenin hayat kalitesini olumsuz yönde etkiliyordu. İlerleyen zamanlarda baş ağrısına, Martino’nun beyninin yalnızca bir bölümünde ortaya çıkan, parsiyal (fokal) epilepsi nöbetleri de eklenmişti. Çevresindeki kişiler Martino’nun ruh halinin de sıklıkla değiştiğini gözlüyorlardı. Davranışları manik-depresif bir görünüm sergiliyor, kimi zamanlar çevresinden tamamen soyutlanarak, kendi kabuğuna çekiliyordu. Tüm bu kaotik ruh hallerinin gölgesinde, 1977 yılında “Exit” adını verdiği yeni bir albüm yayınladı. Ancak durumunun daha da kötüleşmesi ve birkaç kez de intihara teşebbüs etmesi nedeniyle bir psikiyatri kliniğinde tedavi görmeye başladı. Beynin elektrikle şoklanmasına dayanan elektrokonvülsif terapi de dahil olmak üzere değişik tedavi yolları denenmesine rağmen, genel olarak iyileşme belirtileri göstermedi.

Pat Martino 1980 yılında Los Angeles’a taşındı ve kısa bir süre sonra bilincini kısa süreliğine tamamen kaybetmesine yol açan jeneralize tonik-klonik bir nöbet geçirerek hastaneye kaldırıldı. Jeneralize tonik-klonik nöbetler, beynin tamamına yayıldıkları gibi iki fazdan oluşurlar, nöbet geçiren kişi önce tonik fazda kaskatı kesilir ve kas kontrolünü sağlayamayarak yere düşebilir, ikinci aşamada (klonik fazda) ise nefes almada zorlanma, kas seğirmelerinin oluşması vb. durumlar gözlenir (2). Hastanede Martino’nun bilgisayarlı tomografi sonuçları doktorları oldukça endişelendirmişti.

Martino’nun medial ve basal sol temporal lobunda yer alan ve o bölgeyi beslemekle görevli olan damarlar, olması gerektiği gibi gelişmemiş hatta anormal bir damar kümesi haline gelmişti. Arteriovenöz malformasyon (AVM) adı verilen bu anormal damar kümesi, daha Martino henüz doğmamışken ya da doğduktan bir süre sonra ortaya çıkmış (3) ve takriben 35 sene boyunca ünlü gitaristin bir parçası olarak var olmuştu. Ancak doktorları korkutan şey AVM’nin varlığı değildi, bu anormal damar yapısının beyin kanamasına yol açtığını ve bu durumun da Martino’nun son krizine neden olduğunu düşünüyorlardı. Doktorlar bu sebepten ötürü, gitaristin beynindeki sorunlu bölgeye ameliyat ile acilen müdahale edilmesi gerektiğini söylediler (4).

Beyin ameliyatı öncesi yıllarından bir fotoğraf. (Kaynak: PatMartino.com)

Beyin ameliyatı ve sonrası

Ameliyat iki kısımdan oluşacak şekilde planlanmıştı, öncelikli olarak kanama nedeni ile oluşan hematom boşaltılacak, sonrasında ise kanamanın sebebi olan damar kümesi temporal lobdan temizlenecekti. İlk aşamadan sonra, Martino’nun anormal damar yapısı ile birlikte sol temporal lobunun %70’i alındı. Operasyon sonrasında herhangi bir aksilik yaşanmadan, müzisyen taburcu edildi. Ancak %70’i alınan bölge yani sol temporal lob bazı önemli fonksiyonların yürütüldüğü bir lobdu. Bunların arasında sol temporal lobun doğrudan dahil olduğu, sözel-işitsel hafıza, konuşma ve konuşmayı anlama gibi işlevler de vardı (5). Doktorlar temizlenen bölgenin büyüklüğü göz önüne alındığında Martino’nun konuşma bozuklukları gibi bazı sorunlarla karşılaşabileceğini düşünüyorlardı.

Evinde istirahat halinde olan Pat Martino, sevindirici bir şekilde konuşma bozukluğu belirtileri göstermedi. Konuşma ve konuşmayı anlama ile ilgili fonksiyonlar büyük ölçüde etkilenmemişti. Ancak bu sevindirici durum hemen tersine döndü. Martino çevresindeki kişileri tanımıyor, isimlerini hatırlamıyordu, hatta kendisiyle ilgili soruları da yanıtsız bırakıyordu. Hayatının merkezinde yer alan caz müzik ve vücudunun bir parçası haline gelmiş olan gitarı onun için bir anlam ifade etmiyordu. Operasyon sonunda belki de düşünülen en kötü senaryo gerçekleşmiş, hafızası zarar görmüştü. Buna bağlı olarak da Martino’da retrograd amnezi gelişmişti. Yani ameliyat öncesine ait şeyleri hatırlamıyor ya da hatırlamakta oldukça güçlük çekiyordu. Martino’nun bu çaresiz hali uzunca bir süre değişmeksizin devam etti.

Müzisyenin bu dramatik durumunun değişmesinde rol alan en önemli kişi babasıydı. Martino ve babası gün içerisinde eski resimlere bakıyorlar, Martino’nun ve arkadaşlarının plaklarını çalıyorlar ve hatıralar üzerine konuşuyorlardı. İlginç bir şekilde Pat Martino tüm bunları yaparken, uzunca bir süre gitarını eline almadı. Bunun yerine yalnızca kâğıt ve kalem kullanarak, çeşitli kültürlerin müzikal dörtlüklerine ait farklı ölçekleri kâğıda aktarıyordu. Bu dörtlüklerin arasında Japon, Macar ve Bizans kültüründen parçalar da vardı. Martino böylelikle müziğe olan ilgisini yavaş ama emin adımlarla geri kazanıyordu.

Bu arada, babasının da desteği ile yeniden gitar çalmaya başladı. Pat Martino, gitar çalma becerisinde gün geçtikçe ilerleme kaydederken bir başka harikulade gelişme daha yaşanıyordu. Gitarist, el becerisini yeniden kazanıp maharetini eski düzeyine çektikçe, hafızasının kıvrımlarında beliren anılar da yavaş yavaş canlanıyordu.  Tüm bu süreç içerisinde Martino’nun hafızasını geri kazanması yaklaşık 2 yıl sürdü (1). Gitar çalma becerisini eski seviyesine getirmek ise biraz daha zaman aldı. Sol temporal lobunun %70’inin alınmasıyla sonuçlanan operasyonun üzerinden 7 sene geçmişti ki, Martino “The Return” (Geri Dönüş) adlı bir albümle -oldukça manidar bir isimle- caz camiasına geri döndü. 

Pat Martino’nun geçirdiği beyin ameliyatı sonrası MR görüntüleri. Sol temporal lob (resimlerin sağ yanındaki siyah bölge) neredeyse tamamen alınmış. Kaynak: Neuroskeptic

Müzik beyni iyileştirir mi?

Pat Martino’nun mucizevi geri dönüşü nasıl gerçekleşti? Hangi mekanizmalar retrograd amnezisi olan bir kişinin hafızasını geri kazanmasını sağlamıştı? Müzisyen gitar çalma becerisini nasıl yeniden virtüözlük seviyesine getirebilmişti?

Daha önceleri Martino’nun retrograd amnezi geliştirmesi nedeniyle, hafıza ile ilgili işlevlerden sorumlu olan alanların zarar görmüş olabileceği üzerinde duruluyordu. Gitaristin yaşadığı hafıza sorunu ile ilgili ipucu 2007 yılında yapılan ilk nöropsikolojik değerlendirmede elde edildi (6). Bu değerlendirmede Martino çeşitli testlerden geçti, bunlardan bir tanesi de nesnelerin resimlerinin gösterilip isimlerinin söylenmesinin beklenildiği basit bir değerlendirme bataryasıydı. Martino bu testte kendisine resimleri gösterilen nesneleri açıklayabiliyor ama isimlerini söylemekte zorlanıyordu. Örneğin tirbüşon resmi gösterildiğinde, nesnenin şarap şişesi açmak için kullanıldığını anlatıyor ancak resimdekinin tirbüşon olduğunu söyleyemiyordu (6).

Hafıza Türleri: Semantik Hafıza, Epizodik Hafıza, Prosedürel Hafıza

Bu durum şeylerin isimlerinin, belirli olaylarla ilgili tarihlerin ve kişisel olmayan bilgilerin hatırlanmasından sorumlu olan semantik hafızanın yeteri düzeyde çalışmadığını gösteriyordu. Eldeki veriler ışığında Martino’nun yaşadığı semantik hafıza problemi anlam kazanıyordu. Çünkü semantik hafıza daha çok temporal lob bölgesinde yer alan kısımlarla ilişkilendirilmekteydi (7, 8). Temporal lobunun %70’ini kaybeden biri için semantik hafızada problemler görülmesi oldukça olası duruyordu.

Ancak ilginç bir şekilde, Martino epizodik hafızasıyla ilgili sorunlar da yaşıyordu Epizodik hafıza, genel olarak bireylerin otobiyografik yaşantılarını ve deneyimlerini işledikleri bir hafıza çeşididir ve daha çok hipokampal alan ile prefrontal korteksin bazı bölgelerinde işlenmektedir (7). Oysa 1980 yılındaki operasyonda epizodik hafızanın bulunduğu alanlar çok büyük oranda zarar görmemişti. Martino’nun sağ hipokampüsü, sol hipokampüsünden görece büyüktü ancak bu farkın ne ölçüde fark yarattığı ise şüpheliydi (sağ hipokampüs 3.29cm3 , sol hipokampüs ise 2.01cm3 hacmindeydi) (1).

Bunların yanı sıra, bir diğer hafıza türü olan prosedürel hafıza da, Martino’nun virtüözlük düzeyinde icra ettiği gitaristliğini, eski seviyesine çıkartmakta önemli rol üstlenmişti. Prosedürel hafıza, herhangi bir şeyin nasıl yapılacağını işleyen hafıza türüdür. Genel olarak prosedürel hafıza işlemleri, bazal ganglianın bazı bölümleri (putamen, kaudat nükleus gibi), beyincik ve motor korteks gibi farklı alanların iş birliği ile yürütülmektedir (8). Anlaşılacağı üzere, prosedürel hafıza için gerekli bu alanlar Martino’nun ameliyatından etkilenmeyen beyin bölümlerini içermekteydi. Martino daha fazla pratik yaparak, gitar çalma becerisini rahatlıkla eski düzeyine getirebilmişti. Çünkü, anatomik olarak bu alanlar herhangi bir hasara uğramamıştı.

Pat Martino, beyin ameliyatından önce ve sonra. (Kaynak: Soldaki resim Michael Ochs Archives, sağdaki resim Andrew Lepley

Müzik beynimizi şekillendiriyor

Martino için gitar çalmak hayatının en önemli parçasıydı, hatta verdiği bir röportajda, müzik yaparken gitarını tam anlamı ile özümsediğini ifade ediyordu (9). Kısacası gitar çalmak ile Martino’nun karakteri bütünleşmişti. Operasyon sonrasında gitar çalmaya başladığında, öncelikle işlevsel hafızasından geride kalanları uyarmış oldu, işlemsel hafızanın üzerinden yavaşça kalkan örtü, metaforik olarak daha derinlerde yer alan epizodik ve semantik hafıza parçalarının da gün yüzüne çıkmasını sağladı.

Dahası, Martino müzik camiasında doğaçlama caz gitaristliği konusunda ün yapmıştı. Son dönemde yapılan bazı çalışmalar, müzikal enstrümanlar ile doğaçlama çalmanın, pre-süplemanter motor alanı, medyal prefrontal korteks, inferior frontal gyrus, dorsolateral prefrontal korteks ve dorsal premotor korteks gibi farklı beyin bölgelerinin eş zamanlı ve eş güdümlü çalışmalarını sağladığını ortaya koyuyordu (10, 11). Farklı bölgelerin eş uyumlu çalışması, beynin yeni durumlar için geliştirdiği nöroplastisite yeteneğinin, daha hızlı ve verimli bir şekilde çalışmasına olanak tanıyordu.

Beyin, fonksiyonunu yitiren ya da yeteri kadar iyi çalışmayan bölgeler için hiyerarşik bir nöroplastisite geliştirme stratejisi güdüyordu: Buna göre, öncelikle fonksiyon göstermeyen bölgenin yakınındaki alanlar işlevini yitirilen bölgenin görevini üstleniyorlardı. Eğer bu mümkün değilse, aynı beyin yarı küresindeki farklı bölgeler devreye giriyor ve son olarak bu da gerçekleşmezse diğer yarı küredeki bölgeler gerçekleştirilemeyen işlevin sorumluluğunu üstleniyorlardı (12).

Yıllar boyunca doğaçlama gitar çalmak, Martino’nun beynindeki farklı bölgeler arasındaki bağlantıları güçlendirmişti. Zamanı gelip sol temporal lob işlevini yitirdiğinde diğer bölgeler, kaybolan işlevleri yerine getirmekte fazla zorlanmamışlardı.

Ayrıca Martino’nun doğuştan kusurlu olan damar yapısı (AVM), muhtemelen bulunduğu bölgedeki (sol temporal lob) işlevlerin zayıf şekilde yürütülmesine yol açmıştı. Belki de bu nedenle, Martino daha çok küçük yaşlardayken, sol temporal lobunun yürütmesi gereken işlevler, beynin farklı bölgelerince üstlenilmeye başlamış bile olabilirdi. Yani ameliyat ile alınan bölge, yıllar önce fonksiyonlarını (büyük ihtimalle) kısmen diğer alanlara devretmişti. Ameliyat ile sorunlu bölgenin alınması yaşanabilecek olası sorunların gözükme riskini de azaltmış olabilirdi. Benzer durumdaki vakalarda da bu durum daha önce gözlenmişti (13).  

Görüleceği üzere Martino’nun hafızasını ve yeteneğini geri kazanması, birden fazla faktörün bir araya gelmesi ile gerçekleşmişti; ancak bunda en büyük pay şüphesiz, gitar çalması ve müziğe olan tutkusuydu.

Hayat ve müzik devam ediyor

Pat Martino, halen aktif şekilde caz gitaristliği yapmaya devam ediyor. Vücudunun bir uzantısı olarak benimsediği gitarıyla caz parçaları icra ederken, beyninin farklı bölgelerinin birbirleriyle etkileşime geçmesine olanak tanıyor. Gitarından çıkan ezgiler, müziğin büyüleyici doğasıyla birlikte dinleyicilerin de beyinlerini şekillendiriyor. Günün herhangi bir saatinde, dünyanın herhangi bir yerinde, kulaklardan zihinlere yolculuk eden binlerce farklı nota kombinasyonu, insanların ve belki de tüm insanlığın kaderini değiştirmeye devam ediyor.

Yazan: Necib Mahmuz
Düzenleyen: Onur Arpat

NöroBlog’u Patreon üzerinden desteklemek için: patreon.com/NoroBlog

Kaynaklar ve ileri okuma:

(1) Galarza, M., Isaac, C., Pellicer, O., Mayes, A., Broks, P., Montaldi, D., … & Simeone, F. (2014). Jazz, guitar, and neurosurgery: the Pat Martino case report. World Neurosurgery, 81(3-4), 651-e1.

(2) Lüders, H., Acharya, J., Baumgartner, C., Benbadis, S., Bleasel, A., Burgess, R., … & Hamer, H. (1998). Semiological seizure classification. Epilepsia39(9), 1006-1013.

(3) Fleetwood, I. G., & Steinberg, G. K. (2002). Arteriovenous malformations. The Lancet359(9309), 863-873.

(4) 3. Knox, I. Martino Unstrung: A Brain Mystery Sixteen Films, London (2008).

(5) Patel A., & Fowler JB. Neuroanatomy, Temporal Lobe. [Updated 2019 Jan 28]. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2019 Jan-.

(6) Gallagher, B. (2015, Ocak 08). Brain Damage Saved His Music – Issue 20: Creativity. Retrieved August 14, 2019,

(7) Bear, M. F., Corners, B. W., & Paradiso, M. A. (2016). Neuroscience: Exploring the brain. Philadelphia: Wolters Kluwer.

(8) Squire, L.R. (2004). “Memory systems of the brain: A brief history and current perspective”. Neurobiology of Learning and Memory. 82 (3): 171–177.

(9) Schoof, D. (2014, May 15). Pat Martino discusses relearning to play guitar after a near-fatal brain aneurysm left him with amnesia. Retrieved August 14, 2019,

(10) Beaty, R. E. (2015). The neuroscience of musical improvisation. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 51, 108-117.

(11) Limb CJ, Braun AR (2008) Neural Substrates of Spontaneous Musical Performance: An fMRI Study of Jazz Improvisation. PLOS ONE 3(2): e1679.

(12) Duffau, H. (2014). Jazz improvisation, creativity, and brain plasticity. World neurosurgery81(3-4), 508.

(13) Duffau, H., Denvil, D., & Capelle, L. (2002). Long term reshaping of language, sensory, and motor maps after glioma resection: a new parameter to integrate in the surgical strategy. Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry, 72(4), 511-516.

(14) Neuroskeptic’in yazısı.

(15) Pat Martino’nun otobiyografisi: “Here and Now

(16) Kapak görseli Nautil.us