Psikopat Nedir?

Ekipten Zerin Şengül The Conversation'dan Calli Tzani-Pepelasi'nin makalesini çevirdi.

Geçtiğimiz haftalarda milyonlarca insan Batman’in ünlü düşmanı Joker’in hayat hikayesinin anlatıldığı Joker filmine akın etti. Birçok kişi filmin adeta bir psikopatın kitaba uygun bir portresi olduğunu söylüyordu. Fakat belki de daha önemli olan soru şu:

İzleyiciler arasından kaçı benzer kişilik özelliklerine sahip? Hatta sizin de bir psikopat olma ihtimaliniz var mı?

Bu soruya yanıt verebilmek için psikopatlık tanı kriterlerini içeren PCL-R (Psychopathy Checklist-Revised)’a göre bir ruhsal durum muayenesi yapmamız gerekir. Bu liste 1970lerde Robert Hare tarafından geliştirilmiş.

Hare ve ekibi sağ olsun, uzmanlar bu listeyi kullanarak bir bireyin herhangi bir psikopatlık özelliği taşıyıp taşımadığını araştırabiliyorlar. Toplumun %1’inin bu özellikleri taşıdığı tahmin ediliyor. Bu oranın hapishane popülasyonunda %25, şirket yöneticilerindeyse %21’e yükseldiği düşünülüyor.

Kesin ya da prototip bir psikopat Hare’in 20 maddelik listesinden maksimum skor olan 40 puan alırken, hiçbir psikopatlık eğilimi olmayan biriyse 0 puan alacaktır. Puanı 30’un üstünde olanlarda ileri inceleme ve başka belirtilere ihtiyaç vardır. Suçluların çoğunluğuysa 22-30 arası bir puan alır. Sonuç olarak psikopatlığın bir spektrum olduğu ve hepimizin hayatımızın belli dönemlerinde bu özellikleri gösterdiğimiz söylenebilir.

Koşulların -örneğin kötü bir yetiştirilme tarzının- bizi psikopat yaptığını söyleyemeyiz. Kişiyi psikopat yapanın içinde büyüdüğü çevre mi yoksa doğuştan sahip olduğu genetik özellikler mi olduğu tartışması uzun zamandır yapılıyor ve hala da net bir yanıta ulaşılmış değil. Fakat son çalışmalar kişinin psikopatlık özellikleri göstermesi için genetik bir yatkınlığının olmasının gerekli olduğunu gösteriyor. Ayrıca travma, istismar veya sevilen biri tarafından reddedilmek gibi bazı çevresel faktörler de hastalığın seyrini değiştirebilir.

Birkaç PCL-R kriterini sağlıyor diye birinin psikopat olduğunu söyleyemeyiz elbette. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir: Tüm psikopatlar suç işlemezler. Hatta birçoğu başarılı ve alanında uzman kişiler. Yani yüksek bir PCL-R skorumuz var diye tehlikeli ya da katil kimseler olmuyoruz. Brett Easton Ellis’in 1991 yılında yayımlanan American Psycho isimli romanının yüzü kanlı anti-kahramanı Patrick Bateman gerçek bir psikopat olabilir ama her psikopat bir Patrick Bateman değil tabii ki.

Sonuç olarak psikopatlığa görece sık rastlandığını söyleyebiliriz. Peki ama bir psikopatı nasıl tanıyabiliriz? Neticede psikopat biri psikopat olduğunu kuvvetle muhtemel kabul etmeyecektir.

Psikopatlık Testi                          

PCL-R listesine göre konuşkanlık ve çekicilik bir psikopatın başta gelen özellikleri. Tabii ki bunlar olumlu kişilik özellikleri de olabilir. Fakat burada bu özellikler içten bir ilgiyi ya da empatiyi ifade etmek yerine psikopat bireyin etrafındakileri etkilemesine ve manipüle etmesine sebep oluyor. Gaslighting (kişiye kendi eylem ve inançlarını sorgulatan bir manipülasyon yöntemi) tercih edilen bir yöntem olabilir.

Diğer bir karakteristik özellikse görkemli bir özdeğer duygusu. Tabii ki bu fazlaca özgüven tüm acımasız koşullarına rağmen iş dünyasında neden bu kadar çok psikopatın yer aldığını açıklayabilir. Psikopatlar meslektaşları ve “arkadaşlarını” küçümseyerek kendilerini daha iyi gösterme eğilimindedirler ve patolojik düzeyde yalan söyleyebilirler. Narsistlere dikkat!

PCL-R listesindeki diğer kriterler de suçluluk ve pişmanlık hissinin olmayışı, dikkatsizlik, paraziter bir yaşam tarzı ve düzensiz, rastgele cinsel ilişkiler. Kısaca psikopatlar risk almaya meyilli ve korktuğunu göstermeyen, hatta korku duymayan bireylerdir.

Fakat her zaman böyle “havalı” değiller. Bir diğer oldukça sık gözlenen özellik davranışları kontrol etmedeki zayıflık. Bu psikopatların çocuk yaşta suç işlemelerini açıklıyor olabilir. Psikopatlar diğer insanları gözlemede ve taklit etmede becerikli olsalar da antisosyal tepki patlamaları da yaşayabilirler.

Yukarıda belirtilenleri göz önünde bulundurduğumuzda bana sorarsanız Joker -daha doğrusu Arthur Fleck, yani makyajın ardındaki suratın sahibi- öncelikle diğer ruhsal sorunlarının araştırılması gereken sınırda bir psikopat. Gerçek hayatta Hare’in testinden Joker’den çok daha yüksek puan alabilecek psikopatlar olduğu kesin.

Sonuç olarak buradaki asıl mesele bir psikopat olsanız da bu özelliklerinizi nasıl kullandığınız.

Yazan: Calli Tzani-Pepelasi / University of Huddersfield
Çeviren: Zerin Şengül

Makale ilk olarak 7 Kasım 2019 tarihinde The Conversation‘da yayınlanmış, Creative Commons lisansı kurallarına uygun şekilde NöroBlog ekibi tarafından Türkçeleştirilmiştir.